Adı:
Hep Eve
Baskı tarihi:
Kasım 2016
Sayfa sayısı:
200
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786056492020
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Homing
Çeviri:
Ezgi Kıymaç
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yüz Yayınları
“Henrietta Rose-Innes hayran olunacak derecede düzenli, arı bir dil kullanıyor. Yeni Güney Afrika edebiyatı için müthiş bir kazanç.”
J.M. Coetzee

Güney Afrika’nın en önemli seslerinden Henrietta-Rose Innes bu incelikli ve tam kararında yazılmış öykülerde bizlere bir dizi sıradan hayata sıra dışı bir bakış atma imkânı sunuyor.

Gittikçe mutenalaşan semtlerini yabancılayan bir kadın bu hisle baş etmenin yolunu evlerinin yanı başındaki lüks otelde arıyor. Bir adam yitik çocukluk hatırasını aramak için bir alışveriş merkezinin cam kubbesine tırmanıyor. Sevgililikte bocalayan bir delikanlı, yaşlanan bir metin yazarı, eski kütüphanenin koridorlarında yaralı bir gangsterle karşılaşan bir çocuk, hayatı annesinin deliliğinin gölgesinde kalan genç bir kadın, kimyasal bir felaket sonucu boşalan şehirden kaçamayan bir yarı alkolik.
Cape Town’da yaşayan bu karakterler eve dönmenin yeni yollarını buluyor ve bu yolculuk sayesinde dönüşüyorlar.
Okurken keyif aldığım, çoğu yerde durup düşündüğüm hoş öykülerdi. İnsan bazen oluyor durmak istiyor, sürekli akıp giden hayata bir mola vermek istiyor. Bazen uzaklara gitmek istiyor, evinden kaçmak istiyor. Peki nedir ev? Ev somut bir kavram olmaktan çok, içimizde taşıdığımız bir kavram mıdır? Nereye gidersek gidelim, ne kadar kaçarsak kaçalım hep en sonunda aynı yerde mi buluruz kendimizi? Aslında kaçmak istemiş miydik diye düşünür müyüz sonra da? Öyleymiş galiba. Öyle düşündürüyor kitap.
Hayata, sıradan bir mola.
Kitabı ilk elime aldığımda ve arka kapağında yazanları okuduğumda, özellikle öyküler için ‘müthiş, muhteşem’ yazılarını gördüğümde büyük bir beklenti ile kitabı okumaya başladım. Sonuç: Güzel öyküler ama beklentimin altında.
Yazarımız Henrietta Rose-Innes, arkeoloji ve biyoloji bölümlerini bitirdikten sonra yaratıcı yazarlık alanında yüksek lisans yapmış ve şu anda aynı alanda doktora çalışmalarını yürütüyor. İlginç bir yaşam doğrusu ama öykülerinde en etkili olan şey ise yazarımızın Güney Afrika’lı olması. Çünkü kitaptaki 15 öykünün birçoğunda mekan Cape Town şehri. Bu sebeple öykülerinde Güney Afrika’ya özgü göndermeler/incelikler ve motifler varsa fark etmemiz zor. Yazarımız aynı zamanda kitabın son öyküsü olan “Zehir” öyküsüyle HSCP/PEN Edebiyat ödülünü kazanmış. Evet bu öykü gerçekten güzeldi.
Peki yazarın öykücülüğü nasıl? Hayatın içinden rastgele bir kesiti alıyor, sıradan olayları, öykünün içine kişilik tahlillerini de serpiştirerek, siz devamında ne olacak diye düşünürken sıradan bir şekilde öyküyü bitiriveriyor. Bazı öyküleri ise bilim kurgu tadında. Bu benim sevdiğim/sevebildiğim bir tarz: Hayatta pek rastlamayacak olsak bile sizi başka bir yere götürecek kadar argüman barındıran, okuması kolay ancak ekstrem duygular hissettirmeyen öyküler. Kitabın beklentimin altında kalması ise kitabın arka kapağını ve bu kitabı Stefan Zweig’ın bir öyküsünü(Amok Koşucusu’ydu) okuduktan sonra okumam oldu.
#okudumbitti #kitapyorumu Hep Eve, kahramanlarının sürekli kendi içlerine ya da yaşam alanlarına döndüklerini konu alan öykülerden oluşuyor. En çok Zehir isimli öyküyü sevdim ama temelde beni sarıp sarmalayan bir okuma süreci yaşamadım. Arka kapağına baktığım zaman uzun uzadıya yorumlar döktüreceğimi sanmıştım ama yanılmışım. Olmadı bu defa. Belki ileride yeniden karşılaşırız Rose-Innes
Berrak gökler görmek istiyordu, tatlı kokulu bir bozkır. Eğer gözlerini kapatırsa bir kurbağanın sesini duyabilirdi...
Yıldızların arasındaki boşlukların hiçbir deseni olmamasını seviyordu, sudan daha yumuşak, sadece sonsuz bir derinlik.
"...bazen de,mutluluk içinde cam bir örtüden düşüyor,mücevherlerden bir bulut onu yakalamak için yükseliyordu.Bazı rüyaları da düştüğünde başlıyor,parçalanmış kristallerden bir yığının üzerinde,üstü başı cam kırıklarıyla kaplı oluyor."
İnsanlar hep dinginliğimle ilgili yorumlar yapar.Oysa çoğu zaman içimde sükûnet yoktur,hem de hiç,özellikle de geç akşam vakitlerinin kavurucu ışığı altındayken.
“Ne var ki şehirde? Açgözlülük ve keder var, o kadar. Açgözlülük ve keder.”
“Cumartesileri neredeyse kütüphanenin dışında gerçek bir dünya olduğunu, bu kitapların o dünyanın gölgesinden, yansımasından ibaret olduğunu unuttuğu anlar olurdu.”

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Hep Eve
Baskı tarihi:
Kasım 2016
Sayfa sayısı:
200
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786056492020
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Homing
Çeviri:
Ezgi Kıymaç
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yüz Yayınları
“Henrietta Rose-Innes hayran olunacak derecede düzenli, arı bir dil kullanıyor. Yeni Güney Afrika edebiyatı için müthiş bir kazanç.”
J.M. Coetzee

Güney Afrika’nın en önemli seslerinden Henrietta-Rose Innes bu incelikli ve tam kararında yazılmış öykülerde bizlere bir dizi sıradan hayata sıra dışı bir bakış atma imkânı sunuyor.

Gittikçe mutenalaşan semtlerini yabancılayan bir kadın bu hisle baş etmenin yolunu evlerinin yanı başındaki lüks otelde arıyor. Bir adam yitik çocukluk hatırasını aramak için bir alışveriş merkezinin cam kubbesine tırmanıyor. Sevgililikte bocalayan bir delikanlı, yaşlanan bir metin yazarı, eski kütüphanenin koridorlarında yaralı bir gangsterle karşılaşan bir çocuk, hayatı annesinin deliliğinin gölgesinde kalan genç bir kadın, kimyasal bir felaket sonucu boşalan şehirden kaçamayan bir yarı alkolik.
Cape Town’da yaşayan bu karakterler eve dönmenin yeni yollarını buluyor ve bu yolculuk sayesinde dönüşüyorlar.

Kitabı okuyanlar 15 okur

  • İbrahim Truhan
  • Fatih Karakaya
  • Şeyda
  • Hanife MERMER
  • İklim
  • YASEMİN İLKER
  • Serra Babaoğlu
  • booksofbet
  • Beşire Göksel
  • Duygu Basaran

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%33.3 (2)
7
%50 (3)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%16.7 (1)
1
%0