...
Târihi sende başladı âlemde ömrümün,
Kaydetti her geçen güne aşkın bir irtifa;
Her derde panzehir gelen ulvi tebessümün
Bin bir çiçekle kaynamış efsunlu bir şifa.
...
Enginlere at sürdüğün akşamdı kenardan.
Kalyonları emrinle yürüttün karalardan;
Çılgın Boğaz'ın taşla kilitlendiği günde
Zincirlere vurdun deli deryayı önünde;
Açtın yeniden mu'cizeler devrine cedvel...
Sâni-i Muhammed misin ey Fâtih-i evvel?
Târih, o devirler devirip gelmiş olan pir,
Görmüşse de devler devi binlerce cihangir,
Der-hâtır eder bir seni “Fâtih” denilince;
Bir sen bu cihan fâtihi beş kıt'a dilince...
Zapt ettiğin iklime hava gibi girdin;
Dünyâya o gün sen medeni fethi getirdin!
(...)
Gurbet beni muttasıl çekiyordu kendine,
Yol, hep yol, daima yol... Bitmiyor düzlük yine.
Ne civarda bir köy var, ne bir evin hayali,
Sonun ademdir diyor insana yolun hali.