"Elinizde 200 yıllık bir büyü tutuyorsunuz..." diyor, kitabın çevirmeni Hamdi Koç. Ancak bu kadar güzel özetlenebilirdi.
Hani bazı kitaplar vardır, bittiğinde o kitapla bir daha tanışmayacağınız için üzülürsünüz. Karakterle gönülden bağ kurar, vedalaşmakta zorlanırsınız. Hatta son sayfasını tane tane okur, kendinizce o kitaba vefa gösterirsiniz. İşte tam da oydu bu kitap benim için. Her bir karakterle özdeşleştim, dertlerine ortak oldum, sevinçlerini yaşadım ve bir o kadar da zor vedalaştım.
Bana kalırsa Jane Austen'ın en büyük ustalığı bunca olay örgüsü ve karakter zenginliğini olağanca sadelik ve etkinlikle anlatabilmek. Ağdalı ifadeler, süslü cümleler yok. Dümdüz okuyup, akabiliyorsunuz. O dünyanın bir parçası oluyorsunuz. Sanki o annenin krizleri sizin annenizin krizleri, küçük kardeşlerin umarsızlıkları sizin evinizde olup bitiyor. Bir şekilde içine çekildiğiniz bu küçük evren, okuduğunuz süre boyunca sizi kendine zevkle bağlıyor.
Gururun ne denli yoruma açık olduğunu, önyargının ne kadar kötü sonuçlara sebep olabileceğini de ayrıca öğütlüyor bizlere yazar. Kesinlikle okumalısınız.
Gurur ve ÖnyargıJane Austen · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202598bin okunma
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Sadece tutkuları erdemlerinden daha güçlü olduğu için bir araya gelen bir çiftin hayatında kalıcı mutluluğun ne kadar az mümkün olabileceğini ise kolaylıkla tahmin edebiliyordu.