Birçok kişi cinsel arzuyu kafalarında sevgi düşüncesiyle bütünleştirdiği için, birbirlerine duydukları bedensel isteği kolayca sevgi sanabilmektedir. Cinsel sevgi, iki kişilik yalnızlıktır.
Bugün 30 yaşımın son günü. Birazdan yeniden doğacağım. Tüm hayatım içerisindeki en kötü yaşım, bu gece son buluyor. Çok şey kaybettim, çok acı çektim, çok yalnız kaldım... Olumsuz anlamda çok fazla ilk yaşadım... Her şeye rağmen, hep mücadele etmeye devam ettim. Nasıl ki her güne yeni umutlarla açtıysam gözlerimi, yeni yaşıma da umutla ve inançla giriyorum. Bu gönderi, nefes aldığım sürece mücadeleye devam edeceğime dair kendime bir sözdür...
Her şey gönlümüzce olsun...
Başarı, itibar, para, güç... Hemen hemen tüm enerjimizi bunları nasıl elde edeceğimizi öğrenmeye harcarız. Sevmeyi öğrenmeye ise verecek hiçbir şeyimiz kalmaz...
Yarım kalan hayatlar, yarım kalan hayaller ve yarım kalan hikâyeler her zaman etkiler bizi. Bir gün bizim de bir şeyleri yarım bırakıp, ansızın gidebileceğimizi düşündürür bilinçaltımızda. Ancak yaşamın yarım kalması ile yarım bırakılması arasında bilinçli bir tercih vardır. Dinmez Tarla Kuşunun Şarkısı, 17-35 yaş aralığında yaşama gözlerini yummuş ve geride yarım şiirler bırakmış şairlerin hikâyelerini anlatıyor. Kimisi hüzün, kimisi acıma, kimisi öfke ile yoğrulmuş onlarca hayat. Yaşam öykülerinin sonunda ise kendilerinden geriye kalmış birkaç şiir iliştirilmiş. Türkiye'nin hemen her köşesinden şairlere yer verilen detaylı ve emek verilmiş bir çalışma olduğunu da eklemek isterim.
Kitaptaki şairlerin erken ölümlü olmalarının en büyük nedeni intihar. Pek çoğu erken yaşlarda girdikleri bunalımlar ya da yaşadıkları siyasi, ekonomik, ailevi sorunlar nedeniyle genç yaşta ayrılmayı tercih etmişler bu dünyadan. Ve yaklaşan vedalarını da şiirlerinde çok önceden ilan etmişler çoğu zaman. Çoğu silinip gitmiş, ancak birkaç araştırmacının titiz çalışması ile kendilerine ait bazı şiirleri bulunabilmiş şairler. Nilgün Marmara dışında, bugün bile adı anılan bir şair bulunmuyor kitapta. İntiharın dışında, özellikle de 40'lı yılların şairleri arasında en yaygın ölüm sebebi ise verem. Kitabın baş kısmında veremden hayatını kaybeden şairlerin yaşam öykülerini peş peşe okumak, yaşadıkları çaresizliklere şahit olmak, insanın göğsüne bir yumruk gibi oturuyor.
Gelelim güzel bir kitap olmasına rağmen, 6 puan vermeme neden olan o kısma. Kitapta sıklıkla sol marjinal örgütlerin, çeşitli eylemlerine katılmış şairlerin hikâyeleri anlatılıyor. Anayasal düzeni ortadaan kaldırmak suçundan DGM'de yargılanan isimler, mağduriyet ve hayranlıkla anlatılıyor. Onların cezaevi günleri ve yaşadıkları