‘ İncinmemek ve incitmemek’ten yola çıkan ve ‘gönüller yapmaya geldim’ diyen bu zengin öğretinin, mutluluğu tüketmekte arayan ve ciddi kimlik sorunlarıyla bunalan günümüz insanına söyleyeceği çok şey vardır. Her şeyden önce, anlamın insanın tam da içinde, ruhunun derinlerinde saklı olduğunu ve ancak bilinçli bir gayretle gün yüzüne çıkarabileceğini söylemektedir bize.
Varoluşu sadece yatay bir düzlem de tanımlayan öğretiler, homo religioso’nun aşkınlığa susamışlığını, içinin seslerini kâinatın ahenk ve ritmine ayarlama isteğini görmezden geliyor.