lavanta

lavanta
@mortus
kimsesizliğin gölgesinde bir çocuk tutar ellerimi.
Yıkıntısı kaldı içimde evimin. İçinde gülüşleri yankılanan odalarda çığlıklar kaldı. Gülüşlerden sonra gözden akan gerçek acılar kaldı. Sahte hisler, kırılan cam parçaları. Yıkıntıları avucumda. Sana evim demiştim hatırlıyor musun? Enkazına bile kıyamadığım evim.
Gönderi kullanım dışı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Can Yücel
Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne. "O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin. Demeyeceksin işte. Yaşarsın çünkü. Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki. Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın. Ve zaten genellikle o daha az sever seni, Senin onu sevdiğinden. Çok sevmezsen, çok acımazsın. Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem. Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin. Senin değillermiş gibi davranacaksın. Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın. Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın. Çok eşyan olmayacak mesela evinde. Paldır küldür yürüyebileceksin. İlle de bir şeyleri sahipleneceksen, Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin. Gökyüzünü sahipleneceksin, Güneşi, ayı, yıldızları... Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak. "O benim." diyeceksin. Mutlaka sana ait olmasın istiyorsan bir şeylerin... Mesela gökkuşağı senin olacak. İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın. Mesela turuncuya, ya da pembeye. Ya da cennete ait olacaksın. Çok sahiplenmeden, çok ait olmadan yaşayacaksın. Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat. İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak...
Şiir
Parantezler açıyorum beni sevişine ama cümlelerin sonuna nokta koyamıyorum hâlâ.
seni ben kallavi sokağı'nda gördüm, sen beni görmedin görmedin. kapıları çaldım adını sordum söylemediler, öğrenemedim. seni ben kallavi sokağı'nda gördüm, bir daha görmedim, bilmedim. belma sebil adını yakıştırdım. aklıma geldikçe her sefer gözlerinin mavisini bitirdim, saçlarının siyahına başladım. kallavi sokağı'nda güvercinler benim karanlık istanbul'um. bir esnaf kahvesine oturdum. belma sebil ya geçti ya geçer. rüzgarını içime doldururum. kallavi sokağı'nda güvercinler bunca yıl sönmemiş umudum, nisan değilse mayıs, perşembe değilse pazar, ben belma sebil'i bulurum.
Şiir