Zamanın sesi hiç üzücü gelmiyor bana: çan sesine, duvar veya kol saatlerinin sesine bayılıyorum — ve ilk fotoğrafik uygulamaların marangozluk ve kesinlik mekanizmalarıyla ilişkili olduğunu hatırlıyorum: Kısacası, fotoğraf makinesi görmenin saatiydi, ve belki, içimde çok eskilerden kalma biri fotoğraf mekanizmasında o canlı ahşap sesini duyuyor hala.
Hayatımda birçok farklı kişiliğe, birçok farklı role büründüm. Bir kişi değilim; tek bedene toplanmış bir kalabalığım. Nefret ettiğim ve taptığım insanlara dönüştüm.