"Toplum insanlardan beklediği erdemlerin hiçbirine uyma gereğini duymaz: Her an cinayet işler ama sözle işler; nasıl güzeli gülünçleştirerek küçültürse, alay yoluyla da kötülüklerin yolunu açar; babalarının ölümüne fazla ağlayan oğulları alaya alır, yeterince ağlamayanları aforoz eder; sonra da kendisi, henüz soğumamış ölülerle uğraşarak eğlenir..."
İki insan birbirini hep aşklarının ilk gününü yaşıyormuş gibi sevdiğinde bu doğurgan mutlulukta yaşamın bütün koşullarını değiştiren şeyler vardır. Gülüşme, sevinç ve haz dışında hiçbir şeye aldırış etmediğimiz o çocukluk çağını andırmaz mı o zaman her şey?
Güzellik bir kadın için baş belası sayılmalıdır aslında; çünkü bu ömürsüz çiçek o kadının uyandırdığı duygularda gereğinden fazla yer tutar; parası için evlenilen birini sevmekten ne farkı vardır bunun?