İnsan yaşam uğruna mı, yoksa kendi adına mı yaşadığını bilemez ve kimse de ona kesinlikle hangisi olduğunu söyleyemez. Sınırları belirgin değil. Hem bencilce bir fedakarlık hem de fedakarca bir bencillik var bunda.
Zaman evrenin ölçülemez tekdüzeliğinde boğulur ve tekdüzeliğin olduğu yerde, bir noktadan başka bir noktaya hareket etmek hareket olma niteliğini yitirir; hareket hareket olmaktan çıktığında da zaman olmaz.
Koşullar uygun olduğunda, hiçbir şey bizi zamanın geçişiyle ilgili derin bir bilgisizliğe gömülmemize ve bu arada yaşımızı bile unutmamıza engel olamaz. Bu olgunun gerçekleşmesinin nedeni, zaman organı diye bir organımızın olmayışından kaynaklanır ve dış verilerden yoksun kaldığımızda geçen zamanı aşağı yukarı bile tahmin edebilme yeteneğimiz körlenir.
Genç yaşta, ölümle bir çok karşılaşmak insanın dünyada var olan acımasızlığa ve katılığa karşı bir tutum geliştirmesine neden olur demek istiyorsunuz. Ya da insanın bu acımasız bencilliğin farkına varıp duyarlı olmasına neden olur diyebiliriz.