Uzunharmanlarda Davetsiz Bir Misafir
Alışılmışın dışında bir kurguya sahip ve okuru daha ilk sayfalardan itibaren belirsizliğin içine çekiyor. Hikâye, Uzunharmanlar’a yeni taşınan, eczacılık eğitimi almış olmasına rağmen mesleğini sürdürmeyen Musa’nın mahalleyle kurduğu temas üzerinden ilerliyor. Ancak bu tanışma, basit bir başlangıç olmaktan çok, giderek derinleşen bir gizemin kapısını aralıyor. Roman boyunca “davetsiz misafir” kavramı tek bir kişiye indirgenmiyor. Kimi zaman geçmişin ağırlığına, kimi zaman ölümün soğukluğuna, kimi zamansa insanın içinden atamadığı duygulara dönüşüyor. Bu belirsizlik, hikâyeyi tahmin edilemez kılıyor ve merakı sürekli diri tutuyor.
Yazarın dili oldukça doğal ve gündelik. Karakterlerin konuşmaları sanki yanı başımızdaki insanlardan duyulmuş gibi sahici. Mahalle hayatının sıcaklığı ile içten içe biriken suskunluk arasındaki denge ise romanın en güçlü yanlarından biri. Karakterlerin iç dünyaları karmaşık ama bir o kadar tanıdık. Bu da okurla metin arasında güçlü bir bağ kuruyor. Sonunda ise insan, farkında olmadan kendine şu soruyu yöneltiyor. Acaba biz de bir başkasının hikâyesinde davetsiz bir misafir miyiz?