Bir daha korktuğun bir durum olduğu zaman şöyle düşün: ‘Eğer böyle hissetmiyor olsaydım ne yapardım?’ Ve onu yapmaya koyul.
iyi bir tavsiye. Eğer gözünüz kesiyorsa.
Çoğu insanın sorunu ne biliyor musun? Erdem sandıkları şey aslında ahlak bozukluğu. Kendini mantıklı ve medeni olduğuna inandırmak, yumuşak ve zayıf olduğunu görmekten çok daha kolay değil midir?
Cinsiyetten bahsederiz örneğin. Ya da sınıftan, ırktan, zekadan, inançtan...  Ama iki birey arasındaki en önemli fark vicdanın varlığı ve yokluğudur. Her şey harika bile olsa kendimizi kötü kötü hissetmemize neden olabilen bir şey vicdan. Ama insan, başkaları acılar içinde çığlıklar atarken gözünü bile kırpmıyorsa? Bundan büyük bir fark olabilir mi?
Kitap okumak, beyinlerimizin kadim korteks yatağına yeni nõral yollar kazıyor. Dünyayı görüş şeklimizi değiştiriyor. Nicholas Carr'in son dönemdeki "Okurların Hayalleri" adlı denemesinde dile getirdiği gibi, ‘’başkalarının iç yaşamlarına daha duyarlı yapıyor.’’
Isırılmadan vampir oluyoruz. Bir başka deyişle, daha empatik. Kitapların yaptığı şeyi internetin sunduğu sanal dünya yapamıyor.