Kevin Dutton

Kevin Dutton

Yazar
7.9/10
85 Kişi
·
212
Okunma
·
10
Beğeni
·
1.425
Gösterim
Adı:
Kevin Dutton
Unvan:
Araştırmacı psikolog
Profesör Kevin Dutton, Oxford Üniversitesi, Magdalen Ko­leji, Calleva Evrim ve İnsan Bilimleri Araştırma Merkezi’nde araştırmacı psikolog olarak çalışmakta. Kraliyet Tıp Derneği ve Psikopati Bilimsel Araştırma Cemiyeti üyesi olan Dutton, aynı zamandaFlipnosis: The Art of Split-Second Persuasi­onadlı ünlü kitabın yazarı. Yazı ve araştırmalarıScientific American Mind, New Scientist, Guardian, Psychology To­day ve USA Today’de yayımlandı. İngiltere’de, Oxford’da yaşıyor.
Kitap okumak, yeni nöral yollar kazıyor, başkalarınin iç yaşamlarına daha duyarlı yapıyor, daha empatik. Isırılmadan vampir oluyoruz başka bir deyişle.
Duygusallık,kaybeden tarafta görülen kimyasal bir normalden sapma halidir.
-Sherlock Holmes
Kitap okumak beyinlerimize yeni nöral yollar kazıyor, başkalarının iç yaşamlarına daha duyarlı yapıyor daha empatik. Isırılmadan vampir oluyoruz bir başka deyişle.
Korunma, tedaviden daha etkili bir yöntemdir... Silaha ihtiyacınız olduğunda yanınızda olmamasındansa, silahlı olup ona ihtiyaç duymamak daha iyidir.
Psikolojiye ilginiz varsa zaten bir gün elinize geçer ve okursunuz,ancak ilginiz yoksa mutlaka okuyun,çünkü ilginizi çekecek pek çok şeyi size öğretecek bir kitap.Hepimiz psikolojik etkiler altındayız ve psikolojimizi temellendiren dinamiklerle yaşayan varlıklar olduğumuzdan bizi ve çevremizdeki insanların tavır ve davranışlarındaki nedenler hakkında güçlü bilgiler veren,psikopatik kişiliklerin ise hayatımızda çokça yer aldığını örneklerle ve bilimsel çalışmalarla anlatan bu kitabı mutlaka okumanızı tavsiye ederim.

Hatta hepimiz biraz psikopatik özellikleri taşıyoruz,ancak uç noktalardaki psikopatların hayatımızın ne kadar çok içinde olduklarını,ancak onlara dair belirleyici özellikleri bilemediğimizden kendilerini nasıl kamufle ettiklerini ve bizleri nasıl ele geçirdiklerini,günümüzde ise bu psikopat kimliğinin nasıl yükselişe geçtiğini hiç düşünemeyeceğiniz noktalardan size anlatan bu kitap belki de hızla gelişen dünyanın değişen insan kimliklerinin ve insan psikolojilerinin hangi boyutlara ulaşıp ta hayatlarımızın içine nasıl dahil olabildiklerini ve tehdit edici unsurlarını detaylarıyla anlatması bakımından da okunmaya değer bir kitap olduğunu düşünüyorum.

Bir psikopatın yedi özelliği; kitapta bunu yedi ölümcül anahtar ya da psikopatlığın yedi çekirdek ilkesi olarak ifade ediyor:
*Acımasızlık
*Cazibe
*Odaklanma
*Zihinsel sağlamlık
*Korkusuzluk
*Farkındalık
*Eylem
Ve bu maddeler ardından yaptığı açıklamalardan sonra en dikkat çekici cümle şu;
"Marifet psikopat olmakta değil, 'metot psikopatı' olmakta.Şartlar gerektirdiğinde o karaktere bürünebilmekte.Ve ardından istisnai durum sonra erdiğinde tekrar normal kişiliğe dönüşebilmekte."

Ve şu cümle psikopatlara dair bir sorunu açıklayıcı niteliktedir;
"..psikopatların sorunu boğazlarına kadar şeytani kötülükle dolu olmaları değil.İronik bir şekilde,gerçek bunun tam tersi.Onlar iyi bir şeyi aşırıya kaçırmış olanlar."

Düşüncelerinizi, bulunduğunuz yere ve an'a yoğunlaştırmanın,hem psikopatlığın hem de ruhsal aydınlanmanın ortak noktası olduğunun altını çiziyor.

Psikopatların tamamen iyi olmadığı veya tamamen kötü olmadığı konusunda uzunca değerlendirmeler ve araştırma örnekleri mevcut.Belki şimdi sorarsınız,psikopatın iyisi mi olur?Evet olur,her psikopat illaki fiziksel zarar verici nitelikte değildir,diye açıklıyor,ancak duygusal anlamda zarar verici olanından da bahsediyor.Bunun psikopatlar üzerindeki en masum özet açıklama olduğunu söyleyebilirim.Ancak psikopatların bazı duygusal özelliklerden yoksunluğunu örneğin,empati becerisinden yoksunluğunu pek çok örnekte dile getirirken,onların sosyal hayatın içinde zarar verdikleri insanlara dair umursamazlıklarının en büyük nedenlerinden birinin de bu olduğunu özellikle belirtiyor.Örneğin bir seri katili anlatırken,katilin işini soğukkanlılıkla bitiirdikten sonra öldürdüğü adamın ceketini çok beğendiği için alıp giydiğini ve sonrasında bir bara gidip eğlendiğini ve barda bir kadınla geceyi normal bir şekilde hiçbir şey olmamış gibi bitirdiğini yaşanmış bir örnekle anlatıyor.Psikopatlığın hem genetik hem de çevresel etkenlerle ilintili olan bir ruhsal durum olduğunun da altını çizerken,psikopatik özellikleri maddeler halinde sıralayıp bu özelliklerin yaşamın içindeki yansımalarının nasıl olduğunu yani birlikte oldukları insanlara,sosyal çevrelerindeki iletişimlerine ve genel hayatlarına nasıl yansıdığını ilgi çekici biçimde anlatıyor.Eğer iyi bir gözlemciyseniz ve onlara dair bu bilgilere sahipseniz bir psikopatla buluştuğunuzu,onunla çay içtiğinizi,belki de en iyi arkadaşınızın bir psikopat olduğunu, hatta ona aşık olduğunuzu anlarsınız,bu sizi ürkütse de... Ancak şunu da belirtmeliyim ki,bazı bölümleri okurken,psikopatları artık daha net anlamış olacağınızdan,onlara imrenmeden edemeyeceksiniz...

Bu anlamda kitapta pek çok örnek vaka değerlendirmelerinin mevcut olması kitabı okuma zevkini artırırken,öğrendiklerinizin şaşkınlığıyla da buz gibi olduğunuzu hissettiriyor size.Heyecanı yüksek bir gerilim filmi izler gibisiniz kimi bölümlerde ama hepsi yaşanmış olaylardan. Bölümler, vaka örneklemeleri ve değerlendirmeleri nedeniyle çok fazla uzun değil,kimi bölümlerin ise örnek vakaların bilimsel araştırma boyutları,kişilere yapılan farklı testler ve detayları nedeniyle uzunluğu söz konusuyken,kimi bölümler iki sayfa olduğundan sizi sıkmıyor,tam tersi hemen bir sonraki bölüme geçmek istiyorsunuz.

Ağırlıkla roman okuyan arkadaşlara araya çeşitleme olması bakımından şiddetle öneriyorum.Bazen okuduğumuz türü değiştirmek ruha iyi geliyor;)
Keyifli okumalar dilerim..
Derler ki psikopat,duygunun kelimelerini anlar ama müziğini duyamaz.Kitap en çok da bu cümle üzerinde duruyor aslında.Bir psikopat müziği duyamazsa ne olur?Peki kelimeler onun için ne ifade eder?Bir psikopat nasıl düşünür?Tüm bunların cevabını kitapta bulabilirsiniz.
Profesörler genelde sıkıcı olurlar. Konuşurken sadece kendilerinin anlayabildiği bir terminoloji kullandıklarından ne dediklerini anlamanız için bilimsel sözlükle dolaşmanız gerekebilir. Dikkat kesilip onları dinlemeye çalışırsınız ancak bir noktadan sonra nasıl olduğunu anlayamadan koparsınız ve işin en kötü tarafı da bunu çaktırmamaya çalışmaktır. Belirtmekte yarar var; bunlar benim öznel düşüncelerim elbette. İşte bütün bu ön yargılı yaklaşımıma rağmen eşimin ısrarı ile bir profesörün yazdığı bu kitabı okumaya başladım. Ve bu kitap gerçekten beni oldukça yanılttı, şaşırttı ve eğlendirdi.

Belgesel tadında bir kitap olduğunu öncelikle belirtmek isterim. Kitabın sayfalarında dolaşırken sanki Discovery Channel'da bir belgesel izliyormuşum havası oluştu bende ve bu duygu inanılmaz güzel geldi bana. Eğer siz de çayınızı kahvenizi alıp saatlerce belgesel izlemekten hoşlananlardansanız bu kitabı edinmeniz için çok iyi bir nedeniniz var demektir.

Ön sözünden Teşekkür kısmına kadar okuduğum 265 sayfa nasıl bitti anlamadım.. Yazım dili çok akıcı, sizi boğmayan sıkmayan bir anlatımı var. Kimilerine göre yapılan deneylerde tutulan tablolar veya istatistikler okunmadan geçilebilecek sayfalar arasında ama ben iflah olmaz bir sayısalcı olduğum için bu kısımlar da benim için ayrı bir ilgi noktası oldu.

Kitapta şaşırtıcı tespitler, teoriler ve bunları destekleyici deneyler, örnek olaylar ve sonuçlar mevcut. Sonuç olarak "hepimiz psikopatız" ya da "psikopatlar da bizden biri, onları dışlamayalım" gibi bayağı bir noktaya çıkmıyor kitap -öyle olsa çok büyük bir hayal kırıklığı yaşardım zaten- Ancak bize filmler vasıtasıyla sadece tahrip edici yönleri gösterilen psikopatların da aslında bizim içimizde yaşattığımız, belki farkında bile olmadığımız o ikinci benliğimizden çok da farklı olmadıklarını okuyoruz.

Dipnot olarak şunu da eklemek isterim. Kitabın bir bölümünde eski zamanlardan günümüze değişen toplumlarda öldürme eyleminin gözden kaçmayacak ölçüde azaldığına, ancak buna rağmen psikopatlık eğilimlerinin ve psikopat kişi sayısının arttığına dikkat çekiliyor. Bunun sebebi olarak da Kültür ikonlarının toplumsal erdemlerindeki değişiklik görülüyor. Kitapta şu şekilde açıklanmış bu durum :
" Televizyonun açma düğmesine basmanız yeterli. NBC'nin Fear Factor şovunda yarışmacıların öğürerek solucanları ve böcekleri mideye indirdiklerini görüyoruz. The Apprentice yarışmasında, "Kovuldun!" sözünün ağızlardan umarsız ve duyarsızca çıkışını dinliyoruz. Simon cowell'ın karıncayı incitmeyecek karakterde olduğunu söylemek biraz zor. anne Robinson'ın şehvet dolu, estetikli bakışlarıyla yarışmacılara aklını bozmuş dominatriks diva gibi, "en zayıf halkasın. güle güle," deyişi ise apayrı"
Vurgulanmak istenen ya da iddia edilen durum Popüler kültürün de insanları psikopatlığa doğru ittiği, psikopatlığın bir derece cazip gösterilmesi... siz katılıyor musunuz bilmiyorum ama ben yüzde yüz hak veriyor ve katılıyorum buradaki tespitlere. Bizim ülkemizde de sonradan görme psikopat oldukça fazla :)
Efendim bir de kitapta geçen sorulardan birini size de soralım bakalım ne diyeceksiniz:

"Başarılı bir nakil uzmanı cerrahın beş tane hastası var. Her hastanın farklı bir organa ihtiyacı var. Eğer organlar bulunamazsa ölecekler. Ne yazık ki nakilleri gerçekleştirmek için gerekli organlar elde yok. Oralardan geçmekte olan sağlıklı, genç bir yolcu, rutin bir kontrol için doktorun muayenehanesine geliyor. kontrol sırasında doktor, genç adamın organlarının beş hastasıyla da uyumlu olduğunu fark ediyor. Ayrıca bu adam ortadan kaybolursa kimse doktordan şüphelenmeyecek. Bu durumda doktor beş hastasını kurtarmak için genç adamı öldürmeli mi?" (sy:51)

Bu ve bunun gibi bir çok soru araştırmalara konu olmuş ve böylece psikopatların olaylar karşısında nasıl tepkiler verdikleri tespit edilmeye çalışılmış. Buraya hepsini yazmayım ki işin büyüsü kaçmasın.

Eğer arada değişik bir tür kitap okumak isterseniz, Olağan Psikopatlar'ı es geçmeyin derim.

Kitabın tek dezavantajı her 2 sayfada bir not alınacak bir şeyler bulduğum için bütün post itlerimi bitirmiş olmasıdır. Hep iyi yönlerini söylemeyelim değil mi :)
Yarım bıraktığım en kısa zamanda tamamlamayı düşündüğüm güzel bir kitap. Bazı meslekleri yapabilmek için piskopat bir ruha sahip olmak gerektiğini anlatıyor.
Başlangıcı komik tutalım ki okuyucunun ilgisini çeksin okusun, finali güzel yapalım ki okuyucu iyi izlenimler elde etsin. Kişisel Gelişim kitaplarının olması gereken stili budur. Tabi bir de benim gibi Kara Cahil kesimin bir psikopat bekleyerek kitabı alması durumu var. O kısım henüz kategoriye ayrılmış değil.
Kitabın hemen başlarında Psikopatlığın 7 Önemli Özelliği (Hemen Yap, Tam Yap, Kendinin Adamı Ol, İkna Sanatında Kara Kuşak, Metanet, Olduğun Zamanda Yaşamak ve Davranışları Duygulardan Ayırmak) belirtilmiş. Tabi benim kitabı alma sebebim olarak buralar cidden ilgimi çekti. Peki sonrası? Evet geliyoruz. (Çok da olumsuz olmamaya çalıştım, beğendim)
Kitap çok güzel öneriler sunuyor ancak farkındalık şurada yatıyor. İş Hayatı ve Başarısı üzerine çok düşülmüş, kalanlar sanki önemsiz gibi kısa kısa anlatılmış. Mesela AİLE benim için önemlidir ve Aile olmak Kişisel Gelişim yönünde en büyük adımken –hadi önce küçük adımlar atalım da sonra büyük adımı atarız denmesini de bekledim- ‘neredeyse’ değinilmemiş. Mesela en büyük akılda kalıcı kısımlardan birisi de en sonda -Sonsöz kısmında yani- harika bir öğüt verici komik hikâye anlatılması oldu diyebilirim. Hani o olmasa şu kitaba vereceğim puan 3 falan olurdu dersem, kendimi anlatmış olurum.
Kitabın iyi noktaları yok mu Sadık kardeşim ? Var canlarım var. Mesela Andy kendi başına öyle. Adam kitaba, yazardan laf yemek için girmiş resmen. Eh be kardeşim şöyle sağlam bir hesabı üstüne alda sustur şu adamı demezler mi adama ? Adamın da şansı yok. Bara gider, barda birisi onun askerlik olaylarını ve adını kullanarak manitaları götürür. (Buraya uygun terim bulamadım, özür diliyorum) Bizimki de kendimi gördüm diye şaşkın şaşkın kalır.
Bir diğer noktada, Son Akşam Yemeği, Leonardo Da Vinci’nin (Andy ile konuşuyorsanız Di Caprio ) diye başlayan cümlede –Sayfa 211- dalgın dalgın okurken kahkaha atmam ve utanıp önüme döndüğüm kısım tabi.
Bir kitaptan daha ne isterim ki? Hem akıcı olacak hem öğretici olacak hem de eğleneceğim. Hem de 5 liraya. Kadıköy’de Çay 4 lira. Varın siz hesaplayın 5 liraya gelen şu mutluluğu der, keyifli okumalar dilerim. Bu sefer iyi akşamlar dileyemiyorum çünkü cümle sonunu birleştiremedi bu beceriksiz kardeşiniz. Kendinize dikkat edin, sağlıcakla kalın..
"Yok daha neler" diyeceğiniz ne varsa bu kitapta mevcut.Karakterlerin birinde,siz de kendinizi bulabilirsiniz.Belki de sizin de içinizde gizli bir piskopat vardır...
Kitapta, Dutton'un psikopatları anlamak üzere yaptığı yolculuğa şahitlik ediyoruz. Bu yolculukta, uzmanlar, katiller, cezaevleri, hastaneler fMRI cihazları, sorular, sohbetler ve deneyler görüyoruz. Kitabın alt başlığı "ermişler, casuslar ve seri katillerden hayat dersleri" olsa da pek öyle hayat dersi verdiğini söyleyemem. Bununla birlikte, kitaba özgü şaşırtıcı bilgiler de yok değil. Okunabilir.
Kişisel gelişim veya hayat görüşü verecek diye alıp biterken nefes darlığına kaldığım berbat bir kitap. Umarım bu yazdıklarını tekrar tekrar okuyup daha güncel ve klasikleşmiş hikayelerden örnekler vermekten vazgeçerler.
Başarılı olduğunu düşündüğüm psikoloji kitabı. Kendileri ve çevreleri için tehdit oluşturan insanların neden bu şekilde davrandıklarını, duydukları gereksinimleri, davranış sebeplerini testlerle analizlerle anlatan bir kitap. Sonlara doğru daha çok hikaye anlatımına dönmüş olsa da bu kitaptan sonra psikopat insanlar hakkında çok daha fazla bilgi sahibi olduğuma eminim. Kapakta yazan hayat dersleri kısmı biraz yanlış, böyle bir çıkarıma varamadım ben. Kitap kesinlikle hızlı okunmaması gereken bir kitap, farklı terimlerin ve analizlerin açıklamaları yapılmış. Dikkatlice okumazsanız bilgilerin bir çoğu havada kalacaktır.
Kitap psikoloji sevenlere tavsiyemdir.
Kitabın dilinin ağır olacağını düşünmüştüm ama yanılmışım.Dili akıcıydı ve her satırda yeni bir bilgiyle karşılaşmak hoşuma gitti.Kitapta psikopatlığa dair çok sayıda örnek vardı ve bu konuda yapılan çalışmalardan,deneylerden de bahsesilmişti.Dipnotların olması da ayrıca hoşuma gitti.Bütün bunlar kitabın dolu dolu olduğunu gösteriyor.

Yazarın biyografisi

Adı:
Kevin Dutton
Unvan:
Araştırmacı psikolog
Profesör Kevin Dutton, Oxford Üniversitesi, Magdalen Ko­leji, Calleva Evrim ve İnsan Bilimleri Araştırma Merkezi’nde araştırmacı psikolog olarak çalışmakta. Kraliyet Tıp Derneği ve Psikopati Bilimsel Araştırma Cemiyeti üyesi olan Dutton, aynı zamandaFlipnosis: The Art of Split-Second Persuasi­onadlı ünlü kitabın yazarı. Yazı ve araştırmalarıScientific American Mind, New Scientist, Guardian, Psychology To­day ve USA Today’de yayımlandı. İngiltere’de, Oxford’da yaşıyor.

Yazar istatistikleri

  • 10 okur beğendi.
  • 212 okur okudu.
  • 16 okur okuyor.
  • 281 okur okuyacak.
  • 7 okur yarım bıraktı.