Kitabı ilk gördüğümde kapak tasarımını ve ufak alıntıyı çok beğenmiştim kitap ilerledikçe hakim olan heyecan son sayfaya kadar varlığını sürdürmeyi başardı diyebilirim. Sultan Esma Yarığı, adı geçen dev platform, kardeşler ve mücadele beni çok etkiledi. Yarığa her ayak basıldığında kalbim ağzımda neler olacak diye hızlı hızlı çevirdim sayfaları çünkü yazar öyle güzel yazmış ki her an bir şey olacak heyecanı ile çevirdim sayfaları. Asya annesiyle platformda hareket ederken olanlar o mistik hava beni resmen büyüledi. Sonrasında olanlar gerçekten bir mucizeydi. Mert Ersoy kızının ölümü üstüne yıkılmış her şeye herkese sırtını dönmüş bir adamdır. Kendini işine adamış diğer şeylere gözlerini kapatmıştır. Mert Afet Ve Acil Durum Bakanlığı kurtarma operasyonunun Kuzey ekibinin lideridir. Kızının ölümünden kendini sorumlu tutan Mert karısı ve diğer kızının yüzüne bile bakamaz olmuştur. Bir gün sevdiği birinden aldığı haberle yaptığı hatayı anlar ve düzeltmek için çabalamaya başlar fakat bazı şeyler için çok geç kaldığını öğrenmiş olur. Geride bıraktığı ailesi için pişmanlık duyan Mert bunu telafi edebilmek için sınırları zorlamaya başlamıştır küçük kızı ablasının kaderini yaşarken onun için tek şans vardır o da Sultan Esma Yarığına girerek zaman kazanmaktır. Evet dediğim gibi kitapta olan olaylar çok heyecanlıydı. Ters köşeler, ihanetler en önemlisi ise mucize. YAŞA adında kalp atışlarını gösteren bir bileklik üzerine kurulmus hayat dolu bir mucize. Son elli sayfada olanlar beni çok etkiledi o dev Kuş detayı ve anlamı daha ne diyebilirim bilmiyorum ama severek okuduğumu belli etmek istiyorum.