Kitabımız hem ilerlediğimiz yola ışık tutuyor hem de kendimizi daha iyi hissetmemiz için bize öğütler veriyor ama bunları direkt değil güzel bir hikayenin içinde gözlemleyerek anlamamızı sağlıyor. Kişisel gelişim okumayı tercih etmeyenlerin bile severek okuyacağına eminim diyebilirim. Ben bir kitabın içinden ne kadar çok alıntı çıkarıyorsam o kadar aklımda kalmış oluyor. Işığını Serbest Bırak da bol bol altını çizdiğim cümleler ile dolu.
Yabancı dil kursunda tanışan altı arkadaş haftada bir Lafta kafeye giderek dil pratiği yapmaya karar verirler. Her hafta burada toplanan grup birbirlerini tanımaya ve kendilerinden bir şeyler paylaşmaya başlarlar. İlk başta birbirlerine ön yargıyla yaklaşıyor olsalar da zamanla güzel şeyler paylaştıklarını fark ederler ve dil pratiği için çıktıkları bu yol güzel dostluklara, tadından geçilmez muhabbetlere açılan bir kapı olur.
Işıgını Serbest Bırak biraz önce de dediğim gibi öyle direkt kişisel gelişim ile kuşatılan bir kitap değil kesinlikle. Bir öykü çerçevesinde olayın özünü görerek öğüt vermeyi hedeflemiş yazar bence bu harika olmuş çünkü ben keyif alarak okudum. Son zamanlarda bazı şeylere olan inancımın bitmeye başlamasına karşılık bu altılı grup hâlâ güzel bakılabileceğini gösterdi bana. Umarım her zaman baktığımız çerçeve güzel olur diyorum ve sizleri de kocaman kocaman öpücüklere boğup gidiyorum kitapla kalın.