Harika bir evrene giriş kitabı olarak çok güzel ve aşırı sürükleyiciydi diyebilirim.
Olayları, karakterleri, mitolojik evreni ve fantastik yönüyle hiç bitmesini istemediğim bir kitap oldu benim için. Başlarda mitoloji ve fantastik bir arada olduğu için yoğun bir kitap olacağını düşünüyordum fakat daha ilk sayfalarından kendine çeken bir konusu olması harikaydı. Cat geçmişinin yaralarını geride bırakmış adını ve kendini gizlediği bir sirkte kahinlik yaparak yaşamına devam ediyordur. Kralseçen olduğunu, yalanları hissedebildiğini, ansızın ortadan kaybolabildiğini ve birçok özelliğini görünmek istediği kişiliğinin arkasına saklar. Kimse adını ve ne olduğunu bilmiyordur fakat bir gün büyü gücünün olup olmayacağını öğrenmek için bir çocuk yanına uğrar onun sorduğu sorulara ustalıkla cevap vermeye çalışan Cat düşüncesine karşı çıkan birinin yaklaşmasıyla açık vermeye başlar. Griffin, Kato, Carver, Flynn ve yanlarında getirdikleri bir kişi ile Cat 'in karşısına çıkar. Ondan yanında getirdiği ekipten hangisinin yalan söylediğini yani hain olduğunu söylemesini ister. Cat kendini ele vermeden üstü kapalı düşüncelerini söylemeye başlar fakat bilmediği bir şey vardır Griffin onun Kralseçen olduğunu ve yapabildiği birçok şeyi biliyordur. Kendisi için yanına yakışacak bir silah olduğunu düşündüğü Cat 'i almadan gitmeye niyeti yoktur.
İşte kitabımız bu şekilde başlıyor ve sonrasında olanlar üff diyorum. Kitabın ortasına kadar Griffin ve arkadaşlarıyla yol serüvenini ve olanları okuyoruz sonrasında Griffin'in ailesinin yanına gittikten sonrası başlıyor işte beni en heyecanlandıran yer burasıydı yeni karakterler yeni olaylar ve aile arasında olmak. Beta Sinta ekibinden herkesi çok sevdim Carver, Flynn, Kato çok espriliydi. Cat ne zaman ihtiyaç duysa hiç yanından ayrılmadılar ve bu beni
Yanpasaj yayınevi 'nin her kitabında olduğu gibi yine kendimi geliştirmek adına yeni düşünceler edindiğim bir kitap okudum diyebilirim. Kendimi Kaybettiğim Yerde Buldum düşündüren, bazı şeyleri sorgulatan ve içinize işleyecek alıntılarıyla okudukca keyif veren bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Kitabın ortalarına doğru Emma'nın kendini bulma yolunda emin adımlarla yürümesi bana da bazı şeyleri sorgulama isteği verdi. Zaman zaman doğru bildiğimiz şeyleri yapmak için kendimizden çok fazla ödün veriyoruz zamanla bu da üzerimizde atamayacağımız yüklere dönüşüyor. Kendimi Kaybettiğim Yerde Buldum o kadar güzel işlenmiş ki içerdiği mesajlar, kendimizi bulmamız ve geliştirmemiz için bize yön veriyor. Çok fazla kişisel gelişim kitabı okumam fakat yanpasaj yayınevinin her kitabı kendime kattığım güzelliklerle dolu oluyor bu yüzden gelir gelmez okumak bilgilenmek istiyorum. Yeni Bir bakış açısı her zaman tercihim oluyor.
Kitabımıza gelecek olursam Emma altı yıldır bir yerel radyoda çalışıyordur fakat bu radyonun hem muhabirlik hem de fazladan birkaç işinde daha çalışıyordur. Gecesini gündüzüne katıp çalışmasının karşılığını ne yazık ki istediği gibi anlamıyordur. Bu altı yıl içerisinde kendinden fazlasıyla ödün veren Emma yaptığı son röportajda hayatına yön verecek olan Julien Vascos ile tanışır. Julien yeni kitabı için bir proje başlattığını Emma'nın da katılmasını teklif eder. Emma başlarda yaşamış olduğu yoğunluk yüzünden vakit ayıramayacağını düşünür fakat zamanla aldığı e-postalar ona umut olmaya başlar. Hafta hafta gerçekleştirilen aktiviteler ve haftanın alıntılarıyla Emma'nın hayatı gün gün değişmeye başlar.