Halklar iki ayaklı hayvan sürüsüdür. Çalışıyorlarsa da bunu sopa korkusuyla, tıpkı köylüler gibi, yöneticilerin zorlamasıyla veya ihtiyaç yüzünden yapıyorlar.
İnsanlar kahraman değildir.Onlar toprak denilen büyük bir pislik yönünün içindeki solucanlardır.Her türlü ışıktan nefret eden köstebeklerdir çünkü ışık gözlerini acıtır. İnsanlar tatlı yalanlardan hoşlanırlar. Krallar, bakanlar ve bütün diğer yöneticiler pohpohlamayı severler. Bu kişiler kaba zalim ve yırtıcıdırlar, tembel erkek arılara benzerler ama halkım, kendilerini iyiliksever, bilge ve halkın babası olarak görmesinden hoşlanırlar.
Bütün ülkelerde halk kitleleri sürekli sabretmek ve dişlerini sıkmak zorunda kalmıştır. Sabır, ihtiyaç ve yokluklar karşısında kaderine razı olmak halk kitlelerinin doğal bir görevi olarak kabul edilmeye başlanmıştır.