Hepimizin yanında tehlike anında bizi boğulmaktan kurtaracak bir akıl hocamız yok fakat yapılması gereken en doğru şey, içinde kaybolacağımız tehlikeli adaya hiç yanaşmamak olacaktır.
Tüccar her sabah saat beşte kalkıp gece saat dokuzlara kadar müşterileriyle ilgilenip bir gün köyde bahçeli bir evde sakin bir hayat kurma umuduyla yaşarken bizim gençler de gelecekte entelektüel bir hayatın nimetlerine kavuşmak için bugün çalışma masalarında dirsek çürütmek zorundadır!
Bir iş çok zor ve nahoş olsa bile eğer içinizden gelerek yapılırsa emin olabiliriz ki fikirlerin çağrışım yasası gereği alışkanlıklar çabanın verdiği acıyı dindirecek ve kısa bir süre içinde keyif almaya başlayacağız.
Düşüncelerimizle duygularımızı ilişkilendirmek şüphesiz ki zordur. Üstelik, zaman alabilir ve ciddiyet gerektirebilir. Zamanla mümkün olacağı konusu da bizce hepsinden daha kesindir. Zira bu çaba bizim kendimizi kurtarmamız için şarttır. Bunu kabul etmek ise özgür olduğumuz anlamına gelir.
Arzular gerçekleştikçe gerçekleşiyor, biz de kendimizi özgür zannediyoruz. Akıl, güçsüzlüğünden utanmış olarak, kendini kral zannederek oyalanmayı sever. İşin gerçeği, arzularımız, aklı hiçe sayarak dilediğini yapar.