Güleceksin bir gün yalnız kaldığında,
Büyük aşklarına!
Her ne içinse, ağladıklarına!
Kalbinde kurumasın diye unutmadığın hatıralara,
Güleceksin çocuk!
Şimdi, gözünü açar kederle yüzleşirsin.
Doğruları duyar kaderle cilveleşirsin.
Ama bekle!
Bu acı da geçecek!
Bir gün, sen de güleceksin!
Bekleyeceksin, bir kadın daha kalbine girecek.
Fazla ümitlenme, o da bir gece yarısı gidecek.
Güleceksin çocuk!
İşiteceksin.
Ölüm gelecek!
Annen, baban, sevgilin bileceksin.
İşte o bildiklerin senindir.
Bir tabutta, sonsuza dek!
Ama üzülme!
Tanrı'nın seçtiği bir tiyatroyu oynuyoruz seninle.
Sen ayrılığı seçiyorsun,
Ben başrolde yalnızlığı!
Tanrı yine de
Avutacak mutluluklar bırakıyor elimize.
Damarlarımdan akan kanı kuruttun,
Bu gece hasretinle.
Ben ki sana sığındım!
Sarhoş yıldızların gölgesinde…
Konuşmak için yalvardığım esmer tenli gecede.
Nefesinden dökülmeyen kelimelerin,
Zifiri sessizliğinde,
Sesini bekledim,
İşitemedim.
Yalnızdım.
Kapı önünde ağladım.
Sevgiye aç bir kedi gibi miyavladım.
Bir yabancıya daha ellerinle,
Mahkûm bırakıldım
Her âşık kalktığımız sabahta,
Bir yas dalgalanır kalbin avucunda.
Yaklaşamayız sevdiğimiz kadına.
Dokunamayız sevdiğimizin beyaz ellerine.
Yasaktır, çehresinde gözümüzü gezdirmek.
Nefesini tatlı bir buseyle hissetmek.
Duyamayız onun kokusunu geceleri uykumuzda.
Onu âşığına sarılmışken izleriz,
Cıvıl cıvıl kuşların ötüştüğü bir parkta.