Şimdi, gündüzün mavi kalıplı mutluluğunu Taşıyamayacak kadar yorgunum.
Güneşin nasihatlerini işitemeyecek kadar sağır.
Geceleri ay ile dertleşecek kadar yalnızım.
Sen ki bir gül dikeni!
Geceleri yatağımda uykusuz tarafıma batıyorsun.
Kalbimden ellerime kadar beni kan içinde bırakıp
Sancılı bir özlemle ağlatıyorsun.
Nereye baktıysam kirli bir karanlık, dipsiz bir bataklık.
Umut ve mutluluk!
İşte bugün,
Aşka düşman bir adamın göremeyeceği kadar aydınlık!
Umudum, biz olmayan bir geleceğe sıkışmış,
Mutluluğumuz ise ilginç tesadüflere bırakılmış.
Bak, aşkın mülkiyeti ne sana ne bana kalıyor.
Ve kimse, mutluluğun yağmurlarla hüzne karıştığını
Bilmiyor…
Ölüme yakın sensizlik gark etmiş boğazıma.
Umutsuzca bakıyorum yürüyemediğim köprünün sonuna.
Sağa sola değil de,
Sana, bana ve ayrılığımıza…
Bakıyorum, geçmişte ne yarım kaldıysa!