Etrafımdaki yangından kaçmak için kendimi rastgele bir eve atmıştım. Fakat asıl yangın beni orada da yakalamıştı. Kendi elimle kapadığım kapının arkasında yandım. Hem ne ümitsiz ne çaresiz bir yanış!
Ben aşkı şiirlerde, romanlarda olduğu gibi bir parlak yaz gecesinin mehtabında başlayıp sabahında biten bir rüya addedenlerden değilim. Benim için sevmek bir başka insanın vücudundan, ruhundan bir parça hükmüne girmek, onunla beraber gülüp ağlamak, ıstıraplarını paylaşmak demekti.
Belki çocukça bir fikirdir, felsefe kitaplarında yeri yoktur ama ben saadeti ikiye ayırırım. Başkalarından alınan saadet, başkalarına verilen saadet. Benim için hakiki saadet başkalarına verilen saadettir.