- Şöyle düşünüyorum: Bak, şu saman yığınının yanında uzanmış yatıyorum... İşgal ettiğim yer öylesine küçücük, evrende bulunmadığım ve umurunda bile olmadığım alanın yanında öylesine ufacık, yok sayılacak kadar küçük ki... ve yaşayacağım zaman dilimi benim bulunmadığım ve bulunmayacağım sonsuz zamanın yanında öylesine az ki... Oysa bu atomun, bu matematiksel noktanın içinde kan dolaşıyor, bir beyin çalışıyor, birtakım istekleri var... Ne kepazelik! Ne saçmalık!
- Sana şunu söylememe izin ver: Bu söylediğin bütün insanlar için söz konusu...
-Haklısın, dedi Bazarov. Ben de şunu söylemek istemiştim: Görüyorsun işte, onlar, yani annemle babam kendilerini işlerinde öylesine kaptırmışlar ki, hiçliklerini akıllarının ucundan bile geçirmiyorlar, umurlarında değil... ama ben... ben yalnızca can sıkıntısı ve öfke duyuyorum...
HAMLET
Biz bütün başka yaratıkları niçin semirtiriz? Bizi semirtsinler diye. Kendimizi niçin semirtiriz? Kurtlar yesin diye. Şişko kralla cılız dilenci aynı sofrada iki çeşni, iki ayrı kap yemektir sadece. Olacakları budur sonunda.
Kral yemiş bir kurdu rastgele bir insan balık yemi yapar, kurdu yutan balığı da yer.
KRAL
Ne demek istiyorsun bunlarla?
HAMLET
Hiçbir şey sadece anlatmak istiyorum ki size, bir kral bir dilencinin bağırsakları içinde yurt gezisine çıkabilir.
Arkadiy, Petersburg'dan birkaç haber anlatti; ne var ki, çocukluktan çıkmış her gencin, onu çocuk görmeye alışmış bir çevreye döndüğünde genelde hissettiği o hafif sıkılganlığı hissediyordu içinde.