Kağıtkesiği

Kağıtkesiği
@mryem
Senin Için Ölürümmüş!'
Onun için diyoruz ki: Eşlerin birbirlerine karşı söyledikleri “hayatım” sözü sahtedir, yalandır, yersizdir, sahte oğlu sahtedir. Ne hayatı, bu dünyada kim kime hayatını veriyor? Böbreğini bile verirken doktora “tutmaz bu böbrek” desin diye bakıyor. Uyduruk bir söz. İnsanlar romanlarda okuduğunu ciddi zannediyorlar. Bizim, Allah’tan başkasına verilecek bir hayatımız yoktur. “Tatlım” de, nasıl olsa şekerin yükselince onu aşağıya doktor indirir. “Tatlım” olur, “hayatım” olmaz. Bizim sözlerimiz, yarın Rabbimizin huzurunda kelime kelime değil harf harf hesabını vereceğimiz şeylerdir. Biz mü’min olarak konuşuyoruz ama konuştuğumuz şeylerin hesabını Allah’a yarın hecelerin üzerinden vereceğiz. Hayatımmış! Bir kere dinin için on adım yol kat etmedin, bir fani insana “hayatım, senin için ölürüm” diyorsun. Sus! Yalancı. Onun için ölürmüş! “Seni öldürürüm” desen o biraz daha doğru olur. Senin için ölürümmüş! Benim için ölecek biri değil benim hayatıma konfor katacak biri gerek. Sen öldükten sonra ben bu hayattan zevk almam ki, niye ölüyorsun? “O manada demedim ben.” “Niye anlamsız sözler söylüyorsun o zaman? Bak, boş konuşuyoruz demek ki. “Ama pembe dizilerde hep böyle söylüyorlar.” O zaman sen de dizil git peşinden youtube.com/watch?v=wGDdJcl... (42:00)
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"Sevgi Yüzeyseldir"
Mesela; eşini sever insan, sevmeli de ama merhametimiz ve saygımız; sevgimizden fazla olmalı. Çünkü merhamet karşılık görmesen de senin kimliğinden kaynaklanıyor. Sen merhametli olduğun için eşine merhamet ediyorsun, saygı gösteriyorsun. Allah’ın emanetidir diye saygı gösteriyorsun ama sevgi; karşılıktan dolayıdır. Sana bedeni güzel göründüğü için seviyorsun. “Tatlım, güzelim, dünyam” dediği için seviyorsun. Cici cici konuştuğu için seviyorsun. Koca pehlivan gibi adam şirkette elli kişiyi işten atıyor, sana gelince “var mı bir emrin kuzum” diyor, senin de hoşuna gidiyor. Bir gün bunu demese o sevgiyi sileceksin. Onun için sevgi yüzeyseldir. Sevgi, çok basit gerekçelerden dolayıdır ama saygı, Allah’ın hatırından dolayıdır. Vurup kırsa da ezip geçse de sahibinden ve emanet edeninden dolayı sen saygına devam edersin. “Ben senden karşılık beklemiyorum. Seninle beni nikâh masasında buluşturan Allah var oldukça ben buyum” diyeceksin. Sevgiden daha yüksek bir şeyden söz ediyorum. youtube.com/watch?v=wGDdJcl... (40:00)
Saçları rüzgârda savrulan genç bir cadı annesinin süpürgesini göklere doğru sürüyor. Dev bir robot, onu yüzyıllar süren uykusundan uyandıran askerlerin üzerine maden eriyiği boşaltıyor. Şehirli bir işçi, 1960'larda geçen çocukluğunu anıyor. Kobe üzerindeki gökler, ürkmüş bir kalabalığın üzerine ateş püskürten vızıltılı ölüm araçlarıyla doluyor. Gelişmekte olan bir yazar, tuhaf bir antika dükkânından ilham alıyor. Seyyah bir savaşçı, savaşla tarumar olmuş bir yerde vahşi bir kurt-çocuktan etkileniyor. Bir grup genç, çalkantılı lise yıllarında aşkı ve kaybetmeyi keşfediyor. Bir kızın ailesi, birdenbire salyalar akıtan domuzlara dönüşüyor. Bir baba, bir anlığına da olsa, yerel bir bisikletli çetenin önüne dikilerek süper kahraman gibi davranıyor. İki kız, far gözleri ormanın üzerindeki gökyüzünde sarı çizgiler bırakan sırıtkan bir kedi-otobüsün içinde havada süzülüyor. Tanrılar ve canavarlar. Aşk ve kaybetme. Coşku ve umutsuzluk. Savaşın dehşeti. Çocukça meraklar. Stüdyo Ghibli'nin, kalp atışlarını hızlandıran, mutluluktan havalara uçuran, tuhaf, ürkütücü, tutkulu ve hepsinin ötesinde duygusal dünyasına hoş geldiniz.
Teknoloji
bende yerin hep ayrı apayrı
Annemin bana öğrettiği ilk kelime Allah, şahdamarımdan yakın bana benim içimde Annem bana gülü şöyle öğretti Gül, Onun, o sonsuz iyilik güneşinin teriydi Annem gizli gizli ağlardı dilinde Yunus Ağaçlar ağlardı, gök koyulaşırdı, güneş ve ay mahpus Babamın uzun kış geceleri hazırladığı cenklerde Binmiş gelirdi Ali bir kırata Ali ve at, gelip kurtarırdı bizi darağacından Asyada, Afrikada, geçmişte gelecekte Biz o atın tozuna kapanır ağlardık Güneş kaçardı, ay düşerdi, yıldızlar büyürdü Çocuklarla oynarken paylaşamazdık Ali rolünü Ali güneşin doğduğu yerden battığı yere kadar kahraman Ali olmak bir hedef her çocukta Babam lambanın ışığında okurdu Kaleler kuşatırdık, bir mümin ölse ağlardık Fetihlerde bayram yapardık İslam bir sevinçti kaplardı içimizi Peygamberin günümüzde küçük sahabileri biz çocuklardık Bediri, Hayberi, Mekkeyi özlerdik, sabaha kadar uyumazdık
'' Bizler ki aynı Kitaba baş eğmiş insanlarız.. Bizden ala akraba mı olur? ''