Hz. Ömer sert tabiatına rağmen pek mütevâzi bir insandı. Yamalı gömlek
giyer, dul kadınların evine sırtında su taşır, çıplak döşemede yatıp uyur,
develeri kendi eliyle kaşağılayıp temizlerdi. Halifeliği süresince geceleri sokak
sokak dolaşır, herkesin şikâyetini dinler, halkın dertlerine çözüm getirirdi. Çok
güzel konuşur, hikmetli sözler söylerdi. Mert ve doğru sözlü olanları sever,
kendini tenkid etseler bile onlara gücenmezdi. Halka hitap ettiği birgün, yanlış
işler yaparsa, kendisine nasıl davranacaklarını sormuştu.
Cemaatten biri hemen ayağa kalkarak:
- Seni kılıcımızla doğrulturuz, demişti.
Hz. Ömer adamın cesaretini denemek için:
- Benim hakkımda böyle konuşmaya nasıl cüret ediyorsun? diye sormuş, o
adamın gözünü kırpmadan:
- Evet, bu sözleri senin hakkında söylüyorum, demesine pek sevinmiş ve:
- Allah’a şükürler olsun ki, yanlış yola sapacak olursam, halkımın içinde
beni kılıcıyla doğrultacak kimseler var, demişti.
Hz. Ömer hicretin 24. yılında Zerdüşt bir köle tarafından şehid edildi ve Hz.
Peygamber’in ayakları dibine gömüldü.
Allah ondan razı olsun.
Mü’minlerin emîri Ebû Hafs Ömer ibni Hattâb radıyallahu anh,
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken dinledim, dedi:
“Yapılan işler niyetlere göre değerlenir. Herkes yaptığı işin karşılığını
niyetine göre alır. Kimin niyeti Allah’a ve Resûlü’ne varmak, onlara hicret
etmekse, eline geçecek sevap da Allah’a ve Resûlü’ne hicret sevabıdır. Kim
de elde edeceği bir dünyalığa veya evleneceği bir kadına kavuşmak için yola
çıkmışsa, onun hicreti de hicret ettiği şeye göre değerlenir.”
Buhârî, Bed’ü’l-vahy 1, Îmân 41, Nikâh 5, Menâk bu’l-ensâr 45, tk 6, Eymân ı İ
23, Hiyel 1; Müslim, mâret 155. Ayr ca bk. Ebû Dâvûd, Talâk 11; Tirmizî, İ ı
Fezâilü’l-cihâd 16; Nesâî, Tahâret 60; Talâk 24, Eymân 19; bni Mâce, Zühd 26
Bu dünyada gerçek anlamda bir tat, bir haz ve bir mutluluk yoktur.
Bu dünyanın bütün zevkleri, sadece acı ve ıstıraplarımızın bir anlık dinmesinden ibarettir. O kadar.