Ubeyd

ve sessizliğimizi bozan en uçuk düşünceler bile an gelir kanadıkça kanar ve ızdırap damarlarından süzülerek bizleri yorgun kalbimizden vurur. sevmek mi, bağlanmak mı, şuurlu ve şuursuz sevdalanmak mı... hep hiç ile hiçsizlik arasında kalakalmak belkide kendi emmareni gömmek... sebepsiz yere dökülen kelimeler yetmiyor artık ruhuma ve bedenime. nereye gidiyorum/z bilemiyorum.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bana fazla gelen ya da benim fazla geldiğim bu dünyada hangi mistik, hangi bilinmez kuvvet benim kendi dünyama bu denli etki edebiliyor, beni bir uçurumun en dibinde olma tutkusuna itiyor ve beni herkesten farklı olduğumu gösteren inanca sebep vermeye cüret ediyor bilmiyorum ama, artık anladım, olmak istediğim yeri kendim belirlemeli ve bir an önce oraya gidebilecek kadar cesur, korkusuz ve azimli olmalıyım.
Dile getirilmeyen bir öfkedir bazen suskunluğumuz… Öylesine yaralanmışızdır ki yaralamak isteriz, yüreğini acıtmak ve kanatmak…Ve biliriz ki hiçbir söz acıtamaz, yaralayamaz ve kanatamaz kimseyi bir suskunluk kadar…Ve susmak en acımasız, öldürücü silahtır bazen…
Desem ki;
Sözlerini duymuyorum. Sesi hırıltılı. Boğuk. Bir şeyler anlatıyor. Duyamıyorum . Aslında söylediklerini hisseder gibiyim de kulağımdan beynimin kıvrımlarına, aktarmakta zorlanıyorum.
Zambaklar en ıssız yerlerde açar, Ve vardır her vahşi çiçekte gurur. Bir mumun ardında bekleyen rüzgâr, Işıksız ruhumu sallar da durur, Zambaklar en ıssız yerlerde açar. Sezai Karakoç