Bütün bunlar bir köpek gibi bağlanmam, sevgi ve merhamet dilenmem yüzünden başıma gelmişti. İnsan denilen yaratıklara ilişkin düşüncelerimin yanlışlığı yüzünden. Dünyayı aydınlık ve sıcak, merhametli bir yer gibi düşünmem yüzünden bütün köpekler saftır zaten.
Oysa şimdi bir kediyim ben: Uzak, denetimli, soğukkanlı ve güçlü bir kedi. … onlar kadar soğuk, onlar kadar güçlü ve mağrur.
John Berger’in “Anadil anayurttur” sözüne yürekten katılırım. Ana sütü gibi kutsal ve dokunulmayacak bir haktır bu. Bir insana anadilinde konuşmayı yasaklamak, onun dilini koparıp atmak demektir. Bu, benim çok duyarlı olduğum bir konu. Bu kadar temel bir hakkı, siyasetin dar çerçevesinden seyretmeye halkımız yok.
“Sami, yaşlı adamdan ayrılıp odasına gitmek üzere uzun koridorda yürürken ölüme yakın bir adamdaki geleceği tasarlama gücüyle, geçmişe takılıp kalmış ve hiçbir hayali olmayan kendisi arasındaki derin çelişkiyi düşünmeden edemedi.”