herkesin okuması gereken kitaplardan.
kitabı okurken yer yer eleştirdim yer yer hayranlık duydum. benim fikirlerimde bazı sarsıntılar yaratmadı değil. açıkçası kitaptan bazı bölümleri alıntılar yaparak burada not etmeye değer gördüm. ayrıca kitapta takıldığım noktalara da dikkat çekeceğim.
"bir kanı kuvvetli bir şekilde duygulara dayandığı zaman, kendisine karşı ağır basan bir argümanın karşısında güç yitirmek yerine güç kazanır. bu kanı eğer bir argümanın sonucu olarak kabul edilmiş olsa, söz konusu argümanın çürütülmesi o kanının güvenirliğini sarsmak için yeterlidir; ancak kanı sadece duyguya dayandığında, kendisine karşıt argüman onu sarsmaz. duygular yerlerini korumaya devam ederken, eskilerin yarattığı boşlukları onarmak için yeni argümanları sağlamlaştıran siperler ortaya atar"
bu kısım bence çok önemli öznel düşüncelerin, ampirik olmayan bilgilerin öldürmeyen her saldırıyla daha da güçlendiğine dair güzel bir tespit.
ayrıca mill modern insanın anlamlandıramadığı her şeyi içgüdüye bağlamasını da oldukça aşağılayıcı bulmaktadır. bunun bir tapınmaya dönüştüğünü işaret eder.
insanlık tarihindeki köle sahip ilişkisinde kadın köleliğinin bu denli uzun sürmesinin nedenini de zengin bir azınlık değil de toplumun büyük çoğunluğu tarafından faydalanmasına bağlar.
"erkekler kadınların sadece bağlılığını istemez, onların duygularını da ister.... zorlanmış değil istekli bir köle!"
yazarın eleştirilecek noktalardan biri hristiyanlığın avrupa'yı üstün konuma getiren bir faktör olarak görmesidir. gelişimin dine bağlanması hakkında açıkçası söyleyecek pek bir kelime bulamıyorum.
bununla birlikte schopenhauer ile aynı noktada olduğu bir kaç kısım yok değil. örneğin schopenhauer da kadınların erkeklere nazaran daha iyi ülke idare ettiğini belirtmektedir. erkeklere oranla