fromm bu kitabında, birey ve toplumun sorunlarının temelini sorguluyor. bu sorgulamayı da freud ile marx'ın bu sorunlara ilişkin yaklaşımlarını irdeleyerek ve hatta karşılaştırarak yapıyor.
aslında fikir fena değil gibi gözükse de bu irdeleme eline ayva ve limon alıp "ayva limona göre daha az sulu" deyip durmak gibi gereksiz bir eyleme dönüşüyor. elbette marx toplum sorunlarına daha çok kafa yormuş... ayrıca freud zaten böyle bir kaygı gütmüyor. bu iki düşünürü bu şekilde açımlayıp eleştirel yaklaşmak yerine ikisinden bir adam çıkartıp eleştiriyi asgari seviyede tutsa daha anlaşılır olurdu.
kitabın daha ilk sayfalarında birey - toplum ilişkisinde toplumun bireyi şekillendirmesine ilişkin bir pasaj yer almakta. bu bölüm aslında mark twain'in what is man(insan nedir) kitabının küçük bir damlası gibi olmuş. mark twain elbette her kitabında olduğu gibi bu konuyu çok daha güzel ve iğneleyici şekilde anlatmış. bu pasaj onun sıkıcı hali diyebiliriz. mark abi gerçi direkt otomat kabul eder bizi ya neyse...
ardından insanın kendisine yabancılaşmasına dair görece uzun bir bölüm geliyor. işte kapitalist düzen, makineleşme, kendimizi yadsımaya ve meşguliyetlerimiz üzerinden var olmamız zart zurt konusu burada iki düşünürün katkısıyla inceleniyor. az önce yukarıda mark twain örneği vermiştim, aynı şekilde bu bölüm için de ali şeriati örneğini vermek zorundayım. çünkü bu konu hakkında bence en dolu ve keyifli kitap onun kendisi olmayan insan adlı eseridir. orada bu yabancılaşma alinasyon olarak yer almaktadır. neyse bizim fromm kitabında bu konuyu hem toplumsal hem de bireysel bir hastalık olduğu için çeşitli düşünürler ile pekiştirmiş.
sonlara doğru biraz romantik sosyalizm hayalleriyle kitap neticeleniyor. kitapta genel olarak freud'a haksızlık yapıldığını söylemeden