Namaz kılmak bazen isteyerek, bazen isteksiz, bazen farkında
olarak, bazen de farkında olmadan olabilir. Ama şunu unutmayalım ki, “Hazır olduğumda kılarım, yarın daha iyi kılarım” gibi
sözler bir aldatmacadan ibarettir. Düşünsenize, saniye sonrasına
hükmedemezken yarına bırakmak ne büyük bir gaflettir!
Bilen bilmeyen herkes fetva meclisi gibi davranmaktadır.
Bilmediğini konuşurken Allah (c.c.)’ın ve Peygamber Efendimiz
(s.a.v.)’in sözlerine bilmeden muhalefet edebiliriz.
Allah (c.c.) ayetinde: “Eğer bilmiyorsanız bilgi sahibi olanlara
sorun” buyurmaktadır.
Dinimizi yaşantımıza değil, yaşantımızı dinimize uydurmalıyız. Düşünürlerin dillendirdiği gibi, “Bana göre Müslüman
böyle olur” diyerek kendince bir kalıba sokmaya çalışmak son
derece hatalı bir tutum ve geri adım atılması gereken bir davranıştır. Müslümanlık sana göre, bana göre olmaz. Haşa, yeni
bir din mi oluşturuyoruz?
Dünya âleminden kabir âlemine göçmeden önce kendimize gelmeliyiz. Kendimize gelmeyi ölüme bırakmamalıyız.
Çünkü oradaki uyanış, kabrin dar olmasına ve ızdırap dolu
olmasına sebep olabilir.
Hak, "... O halde sakın cahillerden olma!" ayetiyle bizleri uyarıyor. Bu konu öylesine önemlidir ki, cahil insanlardan uzak durulmalıdır.
Cehalet, bilinçsizliktir. Adeta bataklıktır. İnsanın başına gelebilecek en kötü hallerden biridir. Hak, "Onlar, cehalet bataklığı içinde bilinçsizce bocalayıp duruyorlar." buyurmuştur.