Ezan sesindeki huzur felan yazanlar, kalksın 2 rekat namaz kılsınlar.

Hayatımda hiçbir zaman Atatürk'ün yaptığı iyi işler olduğu kadar kötü işleri de var diyen insanı ciddiye almadım.Aynı insan babası öldüğünde biri gelip ya baban iyi adamdı ama yanlış yaptığı işlerde vardı dese o adama nasıl tepki gösterir ? Ama bu yüzsüz yaratık aynısını Atatürk'e yapar.Çünkü baskasına saygı göstermez kendisi saygı bekler.Aynı şekilde Atatürk'e tapıyorlar diyenleri de ciddiye almadım.Bunlar acınası yaratıklardır,hangi insanı gördün sen Atatürk'ün kabrine mum dikip dua eden he yobaz kardeşim ? hangi insan Atatürk'ün heykelinin karşısında namaz kıldı ?

Yapacak bir şey yok yine özler yine bekleriz kitap okur çay içer namaz kılar dua ederiz ...

Slh TRHL, bir alıntı ekledi.
11 saat önce · Kitabı okuyor

Kur'an, namaz ve oruçta dirilen bir İslam insanı olmak:
işte çağımız müslümanının tek varoluş şartı.

Samanyolunda Ziyafet, Sezai Karakoç (Sayfa 56 - DİRİLİŞ)Samanyolunda Ziyafet, Sezai Karakoç (Sayfa 56 - DİRİLİŞ)
Gökçe, bir alıntı ekledi.
12 saat önce · Kitabı okudu

Yüzünde nur, elinde Kur'an, dudaklarında salâvat; yüreğinde Yaratan sevgisi ve korkusu, hayalinde ideal İslâm yurdu, kafasında gerçekçi gurursuz akıl, ruhunda ve vücudunda namaz, mü'min ve müslüman aydır bu gelen; Oruç ayı.

İslam, Sezai Karakoç (Sayfa 55)İslam, Sezai Karakoç (Sayfa 55)

Yazar 17 yıla yayılan altı araştırma gezisi yaparak Lasistan olarak adlandırdığı Doğu Karadeniz Bölgesi'ni bir bütün olarak anlatmaya çalışmıştır. O bölgede yaşayan insanlar hakkında gözlemledikleri, deneyimledikleri seyler ile birçok veri toplama tekniğinin kullanarak o bölgede araştırmalar yapmışlardır.

Kitabın giriş bölümünde Lazistan bölgesi'ne ait genel bilgiler verilmiştir. Verilen bilgilerden bir parça verecek olursam eğer, yazar kitabında şöyle bir alıntı yapmıştır.

"Lazlar hakkındaki stereotipler, denizle özdeşleştirilme, şiddete eğilim, şeref ve dini bağlılıklara düşkünlük, batıdaki büyük
şehirlerde emlak, inşaat ve pastacılık sektörünü de içeren iyi para getiren ekonomi alanlarında yer edinme gibi özellikleri
kapsar." (Sayfa 23)

Bu alıntıyı seçmekte ki amacım genel bir yargıdan bahsediyor olmasına rağmen benim buna pek katılmıyor olmam. Lazların
denizle uğraşmaları yanı başlarında denizin bulunmasından ve tarım için yeterli alanın bulunmamasından kaynaklanıyor.
Şiddete eğilimli olmak ise bence tamamen bulunduğu coğrafi konumundan kaynaklanan bir durum o bölgenin ağaçlarla kaplı
olması ve yabani hayvanların bulunuyor olması o bölgedeki insanların silahlanmasına yol açmıştır. Şeref ve dini bağlılıklara
düşkünlükten bahsedilmiş bu sadece o bölge için değil tüm Türkiye için geçerli bir durum yani sadece lazlara özgü bir durum
değil ancak çok düşkün oldukları bir gerçek. Batıya göç etmişlerdir batıdaki büyükşehirlerde emlak,inşaat ve postacılık sektöründe İyi para getiren alanlarda çalıştığı dile getirilmiş sadece iyi anlarda mı çalışmışlar yani kötü anlarda çalışmış
olamazlar mı! Ayrıca gelir düzeylerinin yüksek olması onları batı kentlerindeki iyi para getiren işlere yönlendirmiştir. Genel
olarak onları tanımlamaya çalışılmış ancak yeterli olduğu söylenemez.

Kitabın 'Devlet' bölümünde Türkiye Tarihinden kemalizmden bahsedilmiş bölgenin eğitim, yönetim, milliyetçilik ve bölgesel gelişimleri ele alınmıştır. Sonraki bölümlerde ise yazarın ele aldığı konular değişmektedir.

"Kızlar daha sıkı bir disiplin altında yetiştirilirken ve erkek kardeşlerine oranla daha
küçük yaşlarda ev işlerine katkıda bulunmaları beklenirken erkekler daha çok
şımartılır ve oyun oynama özgürlüğünün tadını çıkarırlar."

Bu alıntı bizim toplumsal yapı örüntümüzün bir yansıması, bu sadece Lazistan bölgesi'ne ait bir özellik değil maalesef, bu tüm Türkiye'de görülen, toplumu cinsiyetin sonuçları...

Ataerkillik bölümünde Lazistan kadınlarının sömürülmesi üzerinde durulmuş. Ataerkil bir yapı mevcut tüm Türkiye'de olduğu gibi...

Kadınlar ve erkekler arasında iş bölümü vardır. Kadınlar çay bahçelerinde ve evde çalışır. ( sömürülür ) erkekler ise kahvehanede oturur!
Bu yüzden Doğu Karadeniz'de kahvehaneler çoktur.

Arada geçen bir kaç söz çok dikkatimi çekti.

"Kadın sepettir. Boşaltıyorsun, sonra yine dolduruyorsun,"
"Kadın sepettir. Eskisini atarsın, yenisini alırsın."

Aşağılamaya bakar mısınız! Bu benzetme ile kadının ikincil konumda olduğu ve değersiz bir eşyayı nitelendigi anlamı çıkıyor.

Dinin bireysel hayatları ve toplumsal ilişkileri şekillendiren önemli bir güç olduğundan bahsedilmiş. Dinin toplumsal hayat üzerindeki etkisini örneklerle açıklamıştır.

Kitabın bir yerinde geçen bir yazıda ise şunlar söylenmiş;tabi bu söylenen şeyler yazarın kendi görüşleri değil. En başından da belirtildiği gibi,yazar elde ettiği gözlemler sonucunda bu verilere ulaşmıştır.

" Bazı erkekler kadınların kirlenmesini, kadınların fiziksel ve zihinsel olarak aşağı yaratıklar olmasına bağlarlar. Ancak bazı kadınlar başka yorumlarda bulundular. Kadınların fiziksel kirlenmeye müsait oldukları için, ahlaki kirlenmeye de müsait olduklarını kabul ederler; ancak erkekleri doğaları gereği pis olarak nitelendirirler. Bir kadının kalbi temizken erkeğin kalbi her zaman pistir. Bu yüzden hiç durmadan kırk gün namaz kılan bir kadının evliya olabileceğini, normal bir erkeğinse dört yüz yıl bile namaz kılsa evliya olamayacağını söylerler. Dolayısıyla bazı kadınlar erkeklerin üstünlüğünü doğrudan sarsmadan, en azından "eşit derecede kusurlu" olduklarını ima ederler." ( Syf.258 )

Kirli ve üstün tanımları göreceli şeylerdir, kime göre ya da neye göre kirli ve üstün bu yüzden alıntıya katılmıyorum.
Allah insanın üstün bir varlık olarak yaratmış, burada cinsiyetler arası bir üstünlük söz konusu bile değil, burada önemli olan nefistir ve bizim ona ne kadar hükmettiğimizdir. Bence erkeğin kalbi pistir’deki kasıt, nefsine düşkün olmasıdır.
Kadınlar ve erkekler arasında kıyaslama yapılmış kadınların sanıldığının aksine aşağı yaratıklar olduğunu erkeklerin ise daha üstün olduklarını söylemiş. Kadınlar ise doğaları gereği pis olduklarını kabul etmişler ancak erkeklerin de onlardan aşağı kalır yanının olmadığını dile getirmişler. Her iki tarafta birbirine sorumluluk yüklemiştir. İnsanların ruhlarını cinsiyete göre yorumlayamayız, eğer yorumlarsak erkeklerin ruhlarının daha kirli oldukları gereği kaçınılmaz olarak ortaya çıkar. Ayrıca erkekler de kadınlar da birbirlerinin kusurlarını söyleyerek sonunda birbirlerinin eşit derecede kusurlu olduklarını ve her iki tarafında doğası gereği eksik yanlarının olduğu ve bundan dolayı üstünlük savaşı’nın gereksiz olduğunu söyleyebilirim .

Genel olarak kitabı ele alacak olursak eğer, bir araştırma yazısı olmasına rağmen sıkıcı bir kitap değil. Bu kitap sayesinde Doğu Karadeniz bölgesinde yaşayan insanlar hakkında genel bir kanıya vardığımı söyleyebilirim. Onları az çok tanıdım diyebilirim.

Büyük emekler sonucu yazılan bu kitabın okunmaya değer olduğunu ve okuması gerektiğini söyleyebilirim.

Şimdiden okuyan ve okumayı düşünen kitap severlere iyi okumalar dilerim. :)

Ali KARAYAZI, bir alıntı ekledi.
13 saat önce · Kitabı okuyor

Yeni Müslüman olanlarla tanışmanızı isterdim. Onlarla namaz kılın, oturun sohbet edin. Göreceksiniz sahabe kokusu var onlarda..

Bir Değirmendir Bu Dünya, Cahit ZarifoğluBir Değirmendir Bu Dünya, Cahit Zarifoğlu
İbrahim Ertaş, bir alıntı ekledi.
15 saat önce

Kitâb'ın diliyle söylersek; insanın kendisini vermesine namâz, kendisinden vermesine zekât denir.
İ. Paşalı

Entelektüellerin Hurafeleri, İbrahim PaşalıEntelektüellerin Hurafeleri, İbrahim Paşalı