Kitabı kuşatıcı,güzel bir inceleme olmuş. Eğer bir gün kitabı bitirirseniz üşenmeden okuyun derim. Bunlara ek olarak tarihlerin sırayla dizilmemesi beni şaşırttı açıkçası. Kitabı bütüncül bir şekil anlamayı zorlaştırdığını düşünüyorum.
Kitabın günlük türünde yazılması günlük türüne olan bakışımı değiştirdi. Kendimi o döneme ışınlanmış gibi hissettim. Beğenilme ihtiyacı olmaksızın, kendiliğinden, bir anlam bütünlüğü oluşsun diye kendini zorlamadan gördüğü-hissettiği-düşündüğü şeyleri yazmış. Tarihi kaynak adeta :')
Kitapta da zaman zaman kalbe dönüş yapmaktan ve onu dinlemekten-anlamaktan bahsediyor.
Dönelim kendimize ve aldığımız yaralara bakalım. .... Ruhumuzun batıdan aldığı lekelerden ancak Allah bizi arındırabilir. (Syf.31)
Kitap bittiğinde bana kalan da bu cümleler oldu.
Kendi kendimizle konuşmalarımızın bile ne kadar kısırlaştığını, bayağılaştığını farkına vardım ve zengin bir iç dünyanın kapısını aralamış gibi hissettim.
Kitabı okurken neden bu imla hatalarını olduğu gibi bırakmışlar diye sorarken kitabın bu soruma cevap vermesi ise çok manidardı: Mükemmel olmak zorunda değiller.