… “Bugün Önder yenildi, ona itaat etmedim, korkmadım ve aslında korkularıma itaat etmedim.” Başını aşağı yukarı salladı. “Bu sefer ağlamıyorum çünkü canım yanmıyor; ben artık çocuk değilim.”
Göğün gümüş grisi rengi, ağaç dallarının avına atılmaya hazırlanan bir örümceği andıran acayip duruşu, bir taş kadar hareketsiz, dipsiz suyundan gök yansıyan gölün rengi… Hepsi harikaydı. Ama bir şey daha vardı. Adını koyamadığım bir şey.
İnsan ruhu keşfedilmemiş karanlıklarla dolu. İçimizde uyuyan şeytanları görmeyiz. Birtakım psikolojik savunma mekanizmaları, onları bizden gizler. Bu sistem çökebilir. Tek vesileyle yoldan çıkabiliriz. Sağduyu nedir ki? Bir alışkanlık.