"... Güzel şeyler olacak. Tabii zor ve yorucu şeyler de bizi bekliyor. Ben böyle bir savaşa hazır değilim ama Mehmet'in arkasına sığınmış olmak bile bana yeter. ..."
Esra Ezmeci, "Sütlekesi" ile okuru, dilin ve hafızanın labirentlerinde büyüleyici bir keşfe davet ediyor. Günlük hayatın sıradanlığı içinde kaybolmaya yüz tutmuş kelimeleri, deyimleri ve unutulmuş hikâyeleri toplayıp önümüze serdiği bu eser, bir dil haritasından çok daha fazlası.
Kitap, bir kuyumcu titizliğiyle işlenmiş kısa metinler ve denemelerden oluşuyor. Ezmeci, "sütleğen" otunun isminden yola çıkarak, anlamı "akıtma, sızdırma" fiiline bağlıyor ve buradan hareketle, dilin ve anıların nasıl "aktığını", birbirine nasıl "sızdığını" irdeliyor. Kelimelerin arkeolojisini yaparken, onların taşıdığı kadim bilgiyi ve kişisel tarihimizle nasıl örtüştüğünü gözler önüne seriyor.
"Sütlekesi", sadece bir dil merakının ürünü değil; aynı zamanda sıcak, samimi ve yer yer hüzünlü bir insanlık durumu manifestosu. Yazarın kişisel anılarıyla, toplumsal hafızamıza kazınmış izler iç içe geçiyor. Bu yönüyle kitap, bir edebiyat nesnesi olmanın ötesine geçip okurla kurulan sarsıcı bir diyaloğa dönüşüyor.
Edebiyatımızın genç ve güçlü kalemlerinden Ezmeci, bu kitabında kelimelere ve anılara dair yaptığı bu hassas dokunuşlarla, okurunu kendi "sütlekeleri"ni düşünmeye, kendi kayıp kelimelerinin peşine düşmeye teşvik ediyor. Okuması kısa, ancak üzerinde düşünmesi uzun sürecek, çok katmanlı ve incelikli bir çalışma. Süt Lekesi