muhteris ruh

muhteris ruh
@muhterisruh
münkir bir keşişin gölgesinin ardından.
38 okur puanı
Ocak 2021 tarihinde katıldı
Kitap / Oyuncak Bağışı
Değirmendere Müfit Saner İlkokukuna kitap ve oyuncak bağışı için adres: Değirmendere Yalı Mh. Leyla Atakan Cd. Çağla Sk. No 9 41950 Gölcük / KOCAELİ
İşgal İstanbul'unda, oturduğu apartmanın karşı dairesine el koyan Fransız subaylarıyla yüz yüze gelmekten usanan bir kadın, mutfak balkonundan eline aldığı havan tokmağını bir tencereye vurarak sokakta kalabalık toplar. Gürültü üzerine balkona çıkan işgal subayları, fransızcayı çok iyi bilen bu kadının sert sözleri karşısında çareyi içeri kaçmakta bulurlar. Bu olay belki de, "tencere tava" çalınan protesto eylemlerinin tarihimizdeki ilk örneğidir. Ressam kadının oğlu da, Beyoğlun' nda sömürgeci ülkelerin bayraklarını asıldıkları yerden arkadaşlarının omuzlarına çıkarak aşağı almakta, geceleri sarhoş gezen işgal subaylarını ara sokakların köşe başlarında dövmektedir. Kadının adı Celile, oğlunun ise Nazım Hikmet'tir.
Sayfa 20 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Nuri Ulusu, Atatürk’ün ilk İstanbul seyahatinde yanında götürmek istediği kitapları kütüphanede karton kutulara koymaktadır. İçeri giren Atatürk’ün “Ne yapıyorsun?” sorusuna, karton kutular aldırdığını, istediği kitapları onların içine koyduktan sonra trene göndereceği karşılığını verir. Bunun üzerine Atatürk “ Dur, biraz bekle” dedikten sonra dışarı çıkar ve kısa bir süre sonra ellerinde iki cephane sandığı taşıyan ellerle geri döner. Nuri Ulusu’nun şaşkın bakışları arasında Atatürk’ün sesi duyulur: “Savaşta bunlarla cephane taşıdık, sen o zaman çocuktun, bilemezsin. Bu sandıklar benim için çok önemli. Şimdi o savaş bitti, yeni bir savaşımız başlıyor. O da kültür ve sanat savaşımızdır ve o okumakla, kitapla olur; işte şimdi cephane taşıdığımız o sandıklara kitaplarımı koy, bu sandıklarla taşınsın, cephanenin yerini artık kitaplar alsın.
Sayfa 16 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
İşgal askerleri İstanbul 'un en güzel yerlerindeki konaklara el koyarak yerleşirler. Yazar Azra Erhat, göçmen kuşların kenti çoktan terk ettiği, çocukluğunun o kara gününü şöyle anımsar: "Sabah erkenden evin önüne iki kamyon dikildi. Leyleğe benzeyen üniformalı bir adam kapıdan içeri girip 24 saat içinde evi boşaltmamızı buyurdu. Bir anda evimiz bitpazarına döndü. Ben de deli gibi oradan oraya koşarak ne götüreceğimi araştırıyordum. Bir kuklam vardı. Elbisesi kırmızı benekli, saçı fiyonklu idi. Sımsıkı sarmıştım o bebeği kollarımın arasında. "
Sayfa 8 - Türkiye iş bankası kültür yayınları