Mukriun

"Allah'ın koyduğu sınırı gözeten kimse ile bu sınıra riayet etmeyen kimseler şu topluma benzerler. Onlar gemideki yerlerini kura ile paylaştılar. Bir kısmı geminin üst katına, diğer kısmı da alt katına yerleştiler. Aşağıya yerleşenler, su almak için yukarı çıktıkları vakit üst kattakilerin yanından geçerlerdi. Bunlar, 'Kuran'da payımıza düşen, alt kattaki yerden bir delik açsak (ihtiyacımızı bu delikten içeriye giren sudan alsak) da yukarıdakileri rahatsız etmesek' derler. Şimdi üst kattakiler bunları, istediklerini yapmakta serbest bırakırlarsa (geminin içi su dolara batar ve) hepsi boğulur. Eğer onları (geminin batmasına sebep olacak) bu tehlikeli işten men ederlerse, kendileri de kurtulur. Onları da kurtarmış olurlar." Buhârî,Şerîke,6
Reklam
Peygamberimiz; -Biliyor musunuz, Müflis (iflas eden) kimdir, dedi. -Bizce Müflis parası ve malı olmayan kimsedir, dediler Bunun üzerine peygamberimiz Sallallahû âleyhi ve sellem şöyle buyurdu: - Benim ümmetimin müflisi (iflas edeni) o kimsedir ki kıyamet gününde namaz, Oruç ve zekatla gelir fakat şuna sövmüş, şuna iftira etmiş, şunun malını yemiş, bunun kanını dökmüş ve şunu dövmüş. Bundan dolayı onun sevaplarından sözü geçen adamların her birine verilir. Üzerinde olan haklar ödenmeden sevapları tükenirse, hak sahiplerinin günahları o kimseye yüklenir sonra o kimse cehenneme atılır. Müslim, "Birr", 59; Tirmizi, "Sıfatu'l-Kıyâme",2.
Şunu da arz edeyim ki güneş gibi parıldayan Peygamber Efendimiz'in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği İslam fıkhı, tesettürün şeklini şöyle sınırlandırmış ve tayin etmiştir: Eergenlik çağına girdikten sonra her kadın şeriate göre açmasına ruhsat verilen azaları dışında, başından topuklarına kadar tüm bedenini bürüyecek şekilde bir dış elbisesi giymelidir. "Görünüşte elbiseli, hakikatte çıplak kadınlara Cenabı Allah lanet etsin." hadisi Şerifi gereğince elbise, azaları belli edecek derecede dar ve ince olmamalıdır. Böyle bir elbise ile yabancı erkeklere boy pos gösteren kadınlar Müslüman olmayan kadınların seviyesine düşerek İslâm fıkhı tarafından kendilerine sunulan hürmeti yok ettikleri için, şeriat lisanında mel'unedirler. Artık buna kıyasen büsbütün açık gezen kadınların, fıkhın bakış açısıyla ne derece lanete Hedef oldukları daha iyi anlaşılır.
Sayfa 33·Kitabı okudu
Yüz meselesinde Şafi mezhebinin görüşü Azimet, Hanefi mezhebinin görüşü ise ruhsat ve kolaylıktır. Böylece Hanefi mezhebinin görüşü ile amel etmek caiz olsa da bu hususta Şafi mezhebinin görüşü ihtiyatlı ve güzel olanıdır. İşte bundan dolayı son yüzyıllarda gelen alimler Hanefi mezhebi fıkıhçıları fitne ve ahlaksızlık sebebi olma ihtimalini göz önüne alarak genç kadınların yüzlerini açmalarını Men edip peçe örtme usulünü uygun görmüşlerdir. Şehvetten kesilmiş ihtiyar kadınlar bu hükümden müstesnadır. Buraya kadar bahsettiğimiz duruma göre hiç şüphesiz geçmişin büyük alimlerinden açıkça Anlaşılan şudur: Şafi mezhebi bir gözden başka tamamen yüzün avret sayılıp kapatılmasını gerektiğini söyler, Hanefi mezhebi ise saçlar, kulaklar, çenenin altı, boyun, gerdan ve göğsün tamamen avret olduğunu örtülmesi gerektiğini söyler. Ayrıca vacibin yerine getirilmesi şartıyla çenenin üstünden alına varıncaya kadar tamamen yüz ile Gözlerin avret olmadığını ve bu bölgenin açık kalmasına caiz olduğunu kabul eder son dönem Hanefi alimleri fitne sebebi olma ihtimalinin göz önünde bulundurarak yalnız genç kadınların Her ihtimale karşı yüzlerini örtmeleri gerektiğini ifade etmişlerdir fakat yüzün kapanması nasıl yapılacağı hakkında ihtilaf etmişlerdir
Şu halde Hz Aîşe'ye Radıyallahu Anha göre kadınların birer gözlerinden başka hiçbir huzurlarını açmalarına şeriate göre müsaade yoktur
Reklam