sora

sora
sudan korkanın nasıl büyür korku/su
Duyduğum ses yanlış gibi geliyor kulağıma, zaten hiçbir şeyi olacağını düşündüğünüz gibi duymazsınız ve o sesi duyuyorum. Aşağı, gerçek bir ses mi, kafamın içindeki bir ses mi, yoksa dışa vurduğum kendi sesim mi?
Sayfa 164·Kitabı okudu
Reklam
Erkek yaşamının çıplaklığı tekrar şaşırtıyor beni: duşlar basbayağı açıkta, bedenler inceleme ve karşılaştırma için meydanda, özel yaşamların teşhiri. Niçin yaparlar bunu? Hangi güven tazeleme amacına hizmet eder? Bir nişanın bir anlık parlaması, ey ahali bakın, her şey yerli yerinde, ben buraya aitim. Kadınların birbirlerine kadın olduklarını kanıtlamaları neden gerekmez? Şöyle bir düğme çözmeler, apış arasını açıp göstermeler, erkeklerinki denli tesadüfen. Köpeksi, havayı koklamalar.
Sayfa 158·Kitabı okudu
Sanat galerilerinde dolaştığımı hatırlıyorum, on dokuzuncu yüzyıl yapıdan: o zamanlar haremlere duydukları takıntı. Düzinelerce harem resimleri; başlarında türbanlar ya da kadife şapkalar bulunan, tavus kuşu tüyleriyle yelpazelenen, divanlar üstünde sere serpe yatan şişko kadınlar, arka planda nöbet tutan bir harem ağası. Hareketsiz bedenler üzerine çalışmalar, orada hiç bulunmamış erkeklerin yaptığı resimler. Bu resimlerin erotik oldukları düşünülüyordu, ben de öyle düşünüyordum, o zaman, ama şimdi gerçekten ne üzerine olduklarını anlıyorum. Canlılık yoksunluğu üstüneydiler; bekleme üstüne, kullanılmayan nesneler üstüne. Can sıkıntısı üstüneydiler.
Sayfa 148·Kitabı okudu
Boş vakit var. Bu, hazır olmadığım şeylerden biri - doldurulmayan zaman miktarı, hiçliğin uzun parantezleri. Beyaz sese benzer zaman.
Sayfa 148·Kitabı okudu
Diğerlerinin bana aitmiş gibi benimsediğim beklentilerini gerçekleştirmekte bir kez daha başarısız oldum. Bedenimi bir zevk, bir taşıma nesnesi ya da kendi arzumun gerçekleşmesi için bir araç olarak düşünürdüm eskiden. Koşmak, düğmelere basmak, şu ya da bu biçimde bir şeylerin olmasını sağlamak için kullanırdım bedenimi. Sınırlamalar vardı ama bedenim yine de kıvrak, tek, kanlı canlı, benimle birdi. Şimdi vücut kendini farklı bir biçimde düzenliyor. Bir bulutum, merkezi bir nesne etrafında donup kalmış, bir armut biçiminde, benim olduğumdan daha sert ve daha gerçek olan ve yarı saydam ambalajı içinde kırmızı parıldayan, içinde bir boşluk var, gecenin gökyüzü kadar büyük ve karanlık ve bunun gibi kıvrak, siyahtan çok siyah-kırmızı. İçinde yıldızlar kadar sayısız ışık noktacıkları şişiyor, pırıldıyor, patlayıp büzülüyor. Her ay bir dolunay var, kocaman, yuvarlak, ağır, bir kehanet. Geçiyor, duraklıyor, devam ediyor ve gözden yitip gidiyor ve umutsuzluğun, açlık gibi, bana doğru geldiğini görüyorum. Böylesine boş hissetmek, tekrar, tekrar. Yüreğimi dinliyorum, dalga dalga, tuzlu ve kırmızı, sürekli devam ederek, zamanı belirleyerek.
Sayfa 161·Kitabı okudu
Reklam