(Süveyş kanalı başmühendisi Fransız Solinet, işle ilgili bir konuda Hasan el Benna ile tartışmış ve haksız yere ona hırsız diyerek saygı sınırını aşan sözler sarf etmiştir. Olay çözülür ve haklı olanın Hasan El Benna olduğu anlaşılır. Hakkını savunan ve kendisinden özür dilenmesini isteyen Hasan El Benna ve Solinet arasında alıntıdaki konuşma geçer.)
Mösyö Solinet:
-Ben galiba bir marangozla değil de bir militanla konușuyorum. Benim Süveyș Kanalı'nın başmühendisi olduğumu bilmiyor musun? Benim senden özür dileyebileceğimi nasıl düşünebiliyorsun?
-Peki, sen de Süveyş Kanalı'nın senin değil de benim memleketimde olduğunu, kısa süre için burada kaldığınızı, sonra da bizim olacağını, o takdirde senin de senin gibilerin de bizim yanımızda görevli olacağınızı bilmiyor musun? Bu durumda hakkımı yanında bırakacağımı nasıl düşünebiliyorsun?
Mösyö, yeniden önceki yürüyüşüne devam etmeye koyulur. Bir süre sonra ikinci defa gelerek yüzünde üzgün bir eda ile masaya birkaç kere șiddetle vurarak der ki:
-Hafız özür dilerim, sözümü geri aldım.
Hafız büyük bir sükunetle yerinden kalkar ve:
-Teşekkür ederim Mösyö Solinet, der ve işini yapıp bitirir.
İşini bitirdikten sonra Mösyö, kendisine 150 kuruș verir. Hafız onun yalnızca 130 kurușunu alır, geri kalan yirmi kurușu iade eder.
Mösyö, Hafız'a:
-Onu bahşiş olarak al, der.
Hafız:
-Hayır, almam. Ben hırsız olmak istemiyorum.
Solinet:
-Bütün Arap sanatkarların neden senin gibi olmadıklarına şaşıyorum. Sen Muhammed'in familyasındansın galiba.
-Mösyö Solinet, bütün Müslümanlar Muhammed'in (sav) familyasındandır. Fakat onların pek çoğu gelen sömürgeci görevlilerle oturup kalktılar, onları taklit etmeye yeltendiler, sonunda ahlaki ilişkileri bozuldu.
Adam elini tokalaşmak için uzatarak:
-Teşekkürler, teșekkürler, hayrın çoğalsın, der ve