Elif

Elif
@munferit_
K🪻 İlâhî ente maksûdî ve rıdâke matlûbî Allahumme inni eseluke fi sebilike ve vefaten bi beledi resulike
93 okur puanı
Şubat 2021 tarihinde katıldı
Günümüz toplumunda gün içerisinde yüzlerce belki binlerce eleştiriye maruz kalıyoruz. Bunu çok iyi gözlemleyebiliyorum . Bazen bu eleştiriler benim için olumlu veya yapıcı oluyor bazen de olamaz böyle mi acaba diye düşünüyorum ve yoluma devam ediyorum. Çünkü bu yol benim yolum, bu hayat benim yaşantılarımla güzel. Evet kişisel gelişim okumayı seviyorum , insanlarla ilişkilerimde seçiciyim çünkü ruhuma iyi gelen insanlarla var olmak istiyorum. Kendimi seviyorum ve var olduğum sürece gelişmekten ve kendim olmaktan vazgeçmeyeceğim. Tüm eleştirilere bir selam verip yolumuza devam edelim 🌿
1000Kitap
Sizi ve kişisel gelişim kitaplarınızı seviyoruz hemşire hanım ♡
Bende sizi seviyorum elif hanımcımm 🦋
1k Hasbihal - Veda Yayını
Bu haftaki sohbetimiz: (Sohbet #30) Telegram üzerinden 2 Aralık Pazartesi akşamı 21:00 da başlayacaktır. İstişare sonucunda kanalı kapatma kararı aldık. Lakin Ethem abimiz kanalı tek başına sırtlanabileceğini belirtmesi üzerine son ortak yayınımızı hasbihal ve hellalik üzere yapacaz. Buna binaen katılmak isteyen kardeşlere duyurulur. Şimdiye kadar varsa bir hayr Rabbimizin tevfik ve inayeti, olan kusurlar ise bizim eksikliğimizdendir... Telegram kanal linki: t.me/hasbihal1k
Ebû Sâqî
Ebû Sâqî
Allahın funny bi kulu
Allahın funny bi kulu
Selîm Gök[h]an
Selîm Gök[h]an
Mert C.
Mert C.
Ahmet Mücahit
Ahmet Mücahit
Din
Sohbet #5 Gıybet (21/5/24) (
Müptedi Kâri
Müptedi Kâri
kardeşim notlarını paylaşmış, emeğine sağlık, Allah razı olsun. Tekrara düşmemek için ekleme yapacağım sadece. #241723476 ) @mechull_seyyahh hocamın paylaştığı alıntı gıybet bahsine nokta koymaya yetecek etkideydi gerçekten; Molla Hamid Ekinci anlatıyor: “Bir gün caminin hücre kapısını açık unutmuştuk. Talebe arkadaşların küpte kavurmaları vardı. İçeri giren bir köpek, küpe kafasını sokup kavurmaları yemiş; sonra da kafasını çıkaramayınca küpü kırıp kaçmış.Talebe arkadaşların canı çok sıkılmıştı. Bir tertiple köpeği tekrar celbedip, sopa ile döveceklerdi. Üstad Bediüzzaman vaziyeti öğrenince, onları vazgeçirmek istedi. Molla Resul: ‘Seyda biraz kıymamız vardı. Biz kıyamıyorduk ki, yiyelim. Halbuki bir köpek gelerek hem kıymayı yemiş, hem de küpü kırmış. Bize zarar verdi. Nasıl biz onu dövmeyelim?’ dedi. Üstad: ‘Molla Resul, senden soruyorum; vicdanen söyle, sen aç kalsan, paran da olmasa, bir şey almaya gücün de olmasa, nihayet açık bir yerde bir et bulsan; yer misin, yemez misin? Halbuki aklın var, idrak ediyorsun ki bu etin sahibi var.’ diye konuştu. Molla Resul, Üstad’ın bu konuşması üzerine bir müddet konuşmayarak sustu. Sonra cevaben: ‘Evet, yerim Seyda!’ dedi. Üstad tekrar buyurdu ki: ‘Bu hayvandır, aklı yoktur. Haramı-helali bilmiyor. Hayır ve şerri tanımıyor. Sahibinin kendisini döveceğini de bilmiyor. Elbette açık kapıdan girip, kavurmalarınızı yemiş. Bundan dolayı cezaya müstehak mıdır? Sizden soruyorum, elinizi vicdanınıza koyarak cevap verin.’ Sonra Molla Resul ve arkadaşları, ‘köpekte kabahat yoktur’ diye kabul ettiler. Üstad: ‘Madem öyledir. Bu hayvanın gıybetini yapmayın ve helal edin!’ Molla Resul, Üstad Hazretleri’yle biraz samimi konuşurdu; hem yaş itibariyle de Üstad’dan birkaç yaş büyüktü. Gülerek, Üstad’a hitaben: ‘Seyda içimizden gelmiyor ki, helal edeyim. Fakat siz helalleşmeye bizi ikna ettiniz’ dedi.” *** Bir köpeğin bile hakkını gözetmek, onun bile dedikodusunu yapmamak... Bizim ise dedikodusunu yaptığımız bir köpek değil kardeşimiz. Hadis-i şeriflerde ve ayetlerde gıybet konusunda manidardır ki bu kelime kullanılır; "Herhangi biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı?" Kardeş... Dedikodusunu yaptığımız kişi birinci ihtimal din kardeşimizdir; bizlerse din kardeşimizin ancak iyiliğini umar ve onu incitecek her laftan uzak dururuz. İkinci ihtimal bir gayrimüslimdir, onun hakkında da kötü konuşmaz hidayetini umarız. Kimsenin son nefesine garantisi olmadığını bilerek onu eleştirmeyiz. Yezide lanet okumak caizdir ama sevap değildir. Dilimizi kirletmeyiz, derdimiz nehyi anil münker ise önce o kişiyle konuşmayı seçeriz. Ebû Berze el-Eslemî'nin naklettiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Ey diliyle iman edip, kalbine iman girmemiş olan kimseler! Müslümanların gıybetini yapmayın ve onların gizli hâllerini araştırmayın. Çünkü her kim onların gizli hâllerini araştırırsa Allah da onun gizli hâlini araştırır. Allah kimin gizli hâlini araştırırsa onu evinde (gizlice yaptıklarını ortaya çıkararak) bile rezil eder.” Gıybetin tohumu zandır, kişi önce biri hakkında zanda bulunur. Sonra zannı gereği teccessüse sevk olur. Bu durum o kişinin kardeşine karşı kalbini soğutur, muhabbeti azalır ve gıybetini yapar hale gelir. Öyleyse önce zandan uzak durulmalıdır. "Kim bir din kardeşinin arkasından şeref ve haysiyetini savunursa Allah da kıyamet günü onun yüzünü ateşe karşı korur." Peygamber Efendimiz (sav) bir olayda cemaati uyarmak istediğinde bile isim kullanmamış ve "Bazılarınıza ne oluyor da bunları yapıyorlar..." minvalinde cümleler kurmuş hedef belirtmemiştir. Örneğimiz O (sav) iken günlük dedikodulara gereklilikler sunmak ne derece mantıklıdır? (Kişileri not alamadığım bir bahis) Gece namazına kalkan biri uyuyan ev ahalisine bakarak 'Keşke uyansalar ve ibadet etseler. Sanki uyumuyorlar da ölmüşler' demesi üzerine yanındaki kişi şöyle karşılık vermiştir; 'Keşke onlar hakkında böyle konuşacağına sen de uyusaydın.' Bizler niyetimizi daima sorgulamalı ve sözlerimizi güzelleştirmeliyiz; Hz. İsa (as) ve havarileri bir yerden geçerken, bir köpek leşiyle karşılaştılar. Havariler leşi görünce biraz tiksindi ve kenara çekildi. Hz. İsa (a.s) ise köpek leşine yaklaştı ve köpeğin dişlerini açarak şöyle dedi, 'Ne kadar da güzel dişleri var!' Allah (cc) dilimizi ve kalbimizi güzel kılsın... Allah (cc) sizlerden razı olsun... @Karabeg__
Allahın funny bi kulu
Allahın funny bi kulu
@mechull_seyyahh @_MertC
Önceki 1 yanıtı göster
Asıl ben teşekkür ederim abim. Hayırlı sabahlar.
1k Hasbihal - Veda Yayını
Bu haftaki sohbetimiz: (Sohbet #30) Telegram üzerinden 2 Aralık Pazartesi akşamı 21:00 da başlayacaktır. İstişare sonucunda kanalı kapatma kararı aldık. Lakin Ethem abimiz kanalı tek başına sırtlanabileceğini belirtmesi üzerine son ortak yayınımızı hasbihal ve hellalik üzere yapacaz. Buna binaen katılmak isteyen kardeşlere duyurulur. Şimdiye kadar varsa bir hayr Rabbimizin tevfik ve inayeti, olan kusurlar ise bizim eksikliğimizdendir... Telegram kanal linki: t.me/hasbihal1k
Ebû Sâqî
Ebû Sâqî
Allahın funny bi kulu
Allahın funny bi kulu
Selîm Gök[h]an
Selîm Gök[h]an
Mert C.
Mert C.
Ahmet Mücahit
Ahmet Mücahit
Din
Sohbet #5 Gıybet (21/5/24) (
Müptedi Kâri
Müptedi Kâri
kardeşim notlarını paylaşmış, emeğine sağlık, Allah razı olsun. Tekrara düşmemek için ekleme yapacağım sadece. #241723476 ) @mechull_seyyahh hocamın paylaştığı alıntı gıybet bahsine nokta koymaya yetecek etkideydi gerçekten; Molla Hamid Ekinci anlatıyor: “Bir gün caminin hücre kapısını açık unutmuştuk. Talebe arkadaşların küpte kavurmaları vardı. İçeri giren bir köpek, küpe kafasını sokup kavurmaları yemiş; sonra da kafasını çıkaramayınca küpü kırıp kaçmış.Talebe arkadaşların canı çok sıkılmıştı. Bir tertiple köpeği tekrar celbedip, sopa ile döveceklerdi. Üstad Bediüzzaman vaziyeti öğrenince, onları vazgeçirmek istedi. Molla Resul: ‘Seyda biraz kıymamız vardı. Biz kıyamıyorduk ki, yiyelim. Halbuki bir köpek gelerek hem kıymayı yemiş, hem de küpü kırmış. Bize zarar verdi. Nasıl biz onu dövmeyelim?’ dedi. Üstad: ‘Molla Resul, senden soruyorum; vicdanen söyle, sen aç kalsan, paran da olmasa, bir şey almaya gücün de olmasa, nihayet açık bir yerde bir et bulsan; yer misin, yemez misin? Halbuki aklın var, idrak ediyorsun ki bu etin sahibi var.’ diye konuştu. Molla Resul, Üstad’ın bu konuşması üzerine bir müddet konuşmayarak sustu. Sonra cevaben: ‘Evet, yerim Seyda!’ dedi. Üstad tekrar buyurdu ki: ‘Bu hayvandır, aklı yoktur. Haramı-helali bilmiyor. Hayır ve şerri tanımıyor. Sahibinin kendisini döveceğini de bilmiyor. Elbette açık kapıdan girip, kavurmalarınızı yemiş. Bundan dolayı cezaya müstehak mıdır? Sizden soruyorum, elinizi vicdanınıza koyarak cevap verin.’ Sonra Molla Resul ve arkadaşları, ‘köpekte kabahat yoktur’ diye kabul ettiler. Üstad: ‘Madem öyledir. Bu hayvanın gıybetini yapmayın ve helal edin!’ Molla Resul, Üstad Hazretleri’yle biraz samimi konuşurdu; hem yaş itibariyle de Üstad’dan birkaç yaş büyüktü. Gülerek, Üstad’a hitaben: ‘Seyda içimizden gelmiyor ki, helal edeyim. Fakat siz helalleşmeye bizi ikna ettiniz’ dedi.” *** Bir köpeğin bile hakkını gözetmek, onun bile dedikodusunu yapmamak... Bizim ise dedikodusunu yaptığımız bir köpek değil kardeşimiz. Hadis-i şeriflerde ve ayetlerde gıybet konusunda manidardır ki bu kelime kullanılır; "Herhangi biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı?" Kardeş... Dedikodusunu yaptığımız kişi birinci ihtimal din kardeşimizdir; bizlerse din kardeşimizin ancak iyiliğini umar ve onu incitecek her laftan uzak dururuz. İkinci ihtimal bir gayrimüslimdir, onun hakkında da kötü konuşmaz hidayetini umarız. Kimsenin son nefesine garantisi olmadığını bilerek onu eleştirmeyiz. Yezide lanet okumak caizdir ama sevap değildir. Dilimizi kirletmeyiz, derdimiz nehyi anil münker ise önce o kişiyle konuşmayı seçeriz. Ebû Berze el-Eslemî'nin naklettiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Ey diliyle iman edip, kalbine iman girmemiş olan kimseler! Müslümanların gıybetini yapmayın ve onların gizli hâllerini araştırmayın. Çünkü her kim onların gizli hâllerini araştırırsa Allah da onun gizli hâlini araştırır. Allah kimin gizli hâlini araştırırsa onu evinde (gizlice yaptıklarını ortaya çıkararak) bile rezil eder.” Gıybetin tohumu zandır, kişi önce biri hakkında zanda bulunur. Sonra zannı gereği teccessüse sevk olur. Bu durum o kişinin kardeşine karşı kalbini soğutur, muhabbeti azalır ve gıybetini yapar hale gelir. Öyleyse önce zandan uzak durulmalıdır. "Kim bir din kardeşinin arkasından şeref ve haysiyetini savunursa Allah da kıyamet günü onun yüzünü ateşe karşı korur." Peygamber Efendimiz (sav) bir olayda cemaati uyarmak istediğinde bile isim kullanmamış ve "Bazılarınıza ne oluyor da bunları yapıyorlar..." minvalinde cümleler kurmuş hedef belirtmemiştir. Örneğimiz O (sav) iken günlük dedikodulara gereklilikler sunmak ne derece mantıklıdır? (Kişileri not alamadığım bir bahis) Gece namazına kalkan biri uyuyan ev ahalisine bakarak 'Keşke uyansalar ve ibadet etseler. Sanki uyumuyorlar da ölmüşler' demesi üzerine yanındaki kişi şöyle karşılık vermiştir; 'Keşke onlar hakkında böyle konuşacağına sen de uyusaydın.' Bizler niyetimizi daima sorgulamalı ve sözlerimizi güzelleştirmeliyiz; Hz. İsa (as) ve havarileri bir yerden geçerken, bir köpek leşiyle karşılaştılar. Havariler leşi görünce biraz tiksindi ve kenara çekildi. Hz. İsa (a.s) ise köpek leşine yaklaştı ve köpeğin dişlerini açarak şöyle dedi, 'Ne kadar da güzel dişleri var!' Allah (cc) dilimizi ve kalbimizi güzel kılsın... Allah (cc) sizlerden razı olsun... @Karabeg__
Allahın funny bi kulu
Allahın funny bi kulu
@mechull_seyyahh @_MertC
Önceki 1 yanıtı göster
Asıl ben teşekkür ederim abim. Hayırlı sabahlar.
1k Hasbihal - Veda Yayını
Bu haftaki sohbetimiz: (Sohbet #30) Telegram üzerinden 2 Aralık Pazartesi akşamı 21:00 da başlayacaktır. İstişare sonucunda kanalı kapatma kararı aldık. Lakin Ethem abimiz kanalı tek başına sırtlanabileceğini belirtmesi üzerine son ortak yayınımızı hasbihal ve hellalik üzere yapacaz. Buna binaen katılmak isteyen kardeşlere duyurulur. Şimdiye kadar varsa bir hayr Rabbimizin tevfik ve inayeti, olan kusurlar ise bizim eksikliğimizdendir... Telegram kanal linki: t.me/hasbihal1k
Ebû Sâqî
Ebû Sâqî
Allahın funny bi kulu
Allahın funny bi kulu
Selîm Gök[h]an
Selîm Gök[h]an
Mert C.
Mert C.
Ahmet Mücahit
Ahmet Mücahit
Din
Sohbet #3 Kelime-i tevhid ve Kelime-i şehadet "Kalbinde zerre kadar iman bulunan kimse sonunda Cennet'e girecektir." Hadis-i Şerif Peki nedir zerrece iman? Avamın imanı, iman esaslarına riayet etmesidir. Emrolunanı yerine getirmesidir. Havasın imanı ise bunları ihlas ile yapmaktır. İhlas; Allah'ı görür gibi iman etmektir. Allah'ın bizi daima görmesinin bilincinde, kulun kendi de Rabbini görüyor gibi hilim ve edeple yaşamasıdır. Günün sonunda herkes Allah'ın kuludur. Ancak herkes kulluk vazifesini yerine getirebiliyor mu, düşünmek gerekir. Kelime-i şehadete "Eşhedü" diye başlarız. Şahitlik ederiz. Peki şahitliğimiz kabul edilecek mi? Bizim şahitlik ettiğimize şahidimiz nedir? Ecdadımız namaz bitiminde 3 kere istiğfarda bulunurlarmış. Nedeni sual edildiğinde, "Bizim namazımız bile istiğfara muhtaçtır." demişler. Bizim hem namazımız hem de istiğfarımız istiğfara muhtaç. Öyle ihlaslı bir amel ile gitmeli ki huzura, şahitliğimiz kabul buyrulsun. Kul daima dilini kelime-i tevhide alıştırmalıdır. Acemi bir dilin yaşarken zikretmediğine, son nefeste güç yetirmesi güç olacaktır. Sürekli tekrar hem dile antrenman olacak hem de sürekli bu düsturu hatırlamak kalbe ve yaşayışa sirayet edecektir. Kelime-i Tevhid dedik, La ilahe illallah dedik. Bitti mi, asla. Kızıldeniz Firavun'a mezar olurken Firavun'un dilinden son dökülenler "Musa'nın Rabbine iman ettim." oldu. Ve Rabbinden yardım diledi. Fakat yardım gelmedi. Gelmedi çünkü hem sınav sona ermişti hem de yakarış eksikti. Musa'nın da Rabbi olan Allah (cc) sadece kendisine değil gönderdiği tüm peygamberlere de imanı şart koşmuştu. Bu yolda ancak Hz. Musa'ya ve Rabbi'ne iman eden kurtulacaktı. Hz.Musa'ya, nicelerine ve Resul-i Zişana... Öyleyse söz tamamlanmak ister; ​​La ilahe illallah muhammeden resulullah Kişi iman ehli olurken sadece kendi nasibine çalışmamalıdır. An gelir müşküle derman olmak için kişi itikafından ayrılır. Daima nafile ile meşguliyet nasıl hoşsa Allah rızası için başkalarının derdine koşmak da Allah katında öyle değerlidir. "Kişi bildiği ile iman ederse Allah (cc) ona bilmediğini de öğretir." Bu yolda bilinenle iman etmek, az da olsa süreklilik ve sünnete ittiba bizi kurtaracaktır. Kişi kalbine ve zihnine girenlerin yanında midesine girenden de sorumludur. Mideye giren, ruha sirayet eder. Gıdanın helal oluşu sadece onu kazanırken helal kazanmakla bitecek bir iş değildir. Evimize yaptığımız her alışveriş üzerine dualar okumak, gıdaların üzerindeki gaflet ve zulmeti kaldırması için Rabbimize dua etmek gerekir. Yemeği yapanın abdestli olması, dualarla, zikirle hazırlaması, yemeği yapanın güzel bir ruh hali içinde olması nimetin ruha yük değil şifa olması için ehemmiyetlidir. Son sözde; Kul Cennet için çabalar peki Cemalullah'ı görmeden Cennet neye yarar? Gaye büyükse, davamız ciddiyet ister. * Son sohbette yanlış hatırlamıyorsam @Karabeg__ abiydi
İmam Gazali
İmam Gazali
ve
Kalplerin Keşfi
Kalplerin Keşfi
'den bahsetmişti. Sohbetin sabahı gidip ilk iş kitabı almıştım. Hala okuyorum büyük bir hayranlıkla. Bu sohbette kitap önerisi @_MertC 'den
Tarikat-ı Muhammediye
Tarikat-ı Muhammediye
* Sohbet notlarını paylaşmaya çalıştım sürçü lisan ettiysem affola. Naçizane; kendinizi hiç bir hususta borçlu hissetmeyin abilerim. Kendi aranızda sohbet ediyordunuz, bizleri de dahil ettiniz. Ancak duacı oluruz. Selametle.
Önceki 1 yanıtı göster
@Karabeg__ Amin ecmain. Asıl emek sizin abim... Allah sizlerlerden razı olsun.
1k Hasbihal - Veda Yayını
Bu haftaki sohbetimiz: (Sohbet #30) Telegram üzerinden 2 Aralık Pazartesi akşamı 21:00 da başlayacaktır. İstişare sonucunda kanalı kapatma kararı aldık. Lakin Ethem abimiz kanalı tek başına sırtlanabileceğini belirtmesi üzerine son ortak yayınımızı hasbihal ve hellalik üzere yapacaz. Buna binaen katılmak isteyen kardeşlere duyurulur. Şimdiye kadar varsa bir hayr Rabbimizin tevfik ve inayeti, olan kusurlar ise bizim eksikliğimizdendir... Telegram kanal linki: t.me/hasbihal1k
Ebû Sâqî
Ebû Sâqî
Allahın funny bi kulu
Allahın funny bi kulu
Selîm Gök[h]an
Selîm Gök[h]an
Mert C.
Mert C.
Ahmet Mücahit
Ahmet Mücahit
Din
Sohbet #4 Kelime-i tevhid ve Kelime-i şehadet "İnsanların üzerine öyle bir zaman gelecek ki, dininin gereklerini yerine getirme konusunda sabırlı/dirençli davranıp Müslümanca yaşayan kimse, avucunda kor tutan kimse gibi olacaktır.” Hadis-i Şerif İman kafeslenecek bir şey değildir. (Hatta hususan kuş misali, uçtu uçacak bir halde kalp kafesimizde ikamet edendir.) Kafeslenemez ve bir kere iman ettim, benimle kabre kadar gelecektir, diye emin olunamaz. Dünyada ehemmiyet verip Allah'ın emirleri önünde tuttuğumuz her maddi ve manevi nesne ya da hal bizim putumuzdur, şirke giden yolumuzdur, imanımızı kaybetmeye sebebimizdir. Peygamberimiz Resül-i Zişan (sav) buyuruyor ki "Şirk karanlık bir gecede, siyah bir taş üzerinde, siyah bir karıncanın yürümesinden daha gizlidir." Bu yüzden daima iman tazelemeye, imanımızı canlı tutmak için çabalamaya muhtacız. La ilahe illallah. Allah'tan başka ilah yoktur. İlah kimdir? Rızası gözetilendir ilah. Kendine kulluk edilendir. Kendinden istenecek olandır. Kanun koyucudur ilah. Peki günümüzde demokrasi adı altında başka kanun koyuculara evet demek, oy vermek, onları da ilah kabul etmek midir? Niyet... Bizler bu ülkenin, şeriatsız bir yurdun bir bakıma yetim çocukları gibiyiz. Oy verirken demokrasiyi ya da kanun koyucuları desteklemek için oy vermiyoruz. Bizim için egemenlik kayıtsız şartsız Allah'ındır (cc). Bizim için tek gerçek şeriattır. Bizim tek kanun koyucumuz Allah'tır (cc). Biz oy vererek dinimize, şeriatımıza aykırı ve düşman biri başa gelmesin diye oy veriyoruz. Şeriata yollar açmak için oy veriyoruz. Bunun yanında, oy verip kenara çekilmiyoruz. Kadir Mısıroğlu hocam der ki "Sen istiyorsun ki bu akşam yatayım yarın şeriat iktidar olsun acaba onu yürütecek dirayette, olgunlukta mısın?" Her birimiz bir çobanız ve kendi sürümüzden mesulüz. Ülkemizde şeriatın hüküm sürmemesi bizim evimizde şeriatı yaşamamıza engel değildir. Biz önce kendi kalbimize sonra kendi ülkemize/evimize şeriatı getireceğiz. Karar alışımızdan nefes alışımıza kadar Allah'ın kanunu hakim olacak ki bir gün evlerimizden taşsın ve sokaklarımız da şeriat olsun. (Amin) Kitap önerisi:
Dil Belâsı
Dil Belâsı
Allah her birinizden razı olsun. Selametle.
Önceki 1 yanıtı göster
ᛍ ᴀ ᴋ ꜱ ᴀ̂   к υ s͙ υ ᛍ
ᛍ ᴀ ᴋ ꜱ ᴀ̂ к υ s͙ υ ᛍ
Allah cümlemizden razı olsun kardeşim, teşekkür ederim.