şû

şû
@munisederler
unuttuk sanıyorduk meğer kaybolmuşuz
İnsan hayatında sadece yaşama sevincini bilmeyiz, yaşam kederini de biliriz, sadece gülmeyi değil ağlamayı da biliriz, hepsinin zamanı vardır.
Reklam
Modern toplumda giderek daha çok insan anlam yoksunluğu çekiyor. Her alanda ve her düzlemde çekiliyorlar bu yoksunluğu: çalışmayı anlamlandırmada, kendi hayatlarını anlamlandırmada, genel olarak hayatı anlamlandırmada. Anlam kuvvet verir, anlamsızlık kuvvetten düşürür.
Niçin bir insanın hızı tesiriyle ilaçlarının da yardımıyla bir an evvel "dipten kurtulmak" için her şeyi de çabalaması gereksin? Niçin, kötü hissettiğinde, mümkün olduğunca çabuk "daha iyi hissetmek "için her yola başvurması gereksinim? Yönünü yeniden tayin etmek için düşünmesi, hayatında, çevresinde, toplumda yanlış gidenin ne olduğunu ve kuvvetini topladığında doğrusunu yapmak için elinden neler gelebileceğini sorgulaması gerekmez mi?
Apaydınlık bir dünyada apaydınlık bir hayat sürmek mutlaka güzel olurdu ama ölü doğaya dönüşmüş bir dünyada emekli hayatı yaşamaya benzerdi herhalde.
Gezegenin dört bir yanında bütün insanların aynı anlama atfedeceği bir mutluluk kavramı yoktur. Mutlulukta hermenötik bir yük vardır, başka her şeyden fazla, yoruma bağlıdır.
Reklam