Hepimizin kendimize göre bir lisanımız var. İki kişi aynı dili konuştuğu halde, biri ötekini anlayabilmek için onun söylediklerini kendi içinin diline tercüme eder. Hepimiz de kendi içimizin diline, kendi tecrübelerimize ve hatıralarımıza, yerleşmiş fikirlerimize uygun eserler okumak ihtiyacı bundandır. Böylelerinden zevk alırız.
İnsan yalnız beyinle düşünmez. Fikirlerinde sinirlerinin, midesinin, karaciğerinin, barsaklarının, her uzvunun tesiri vardır. Öfkeli adamın gözleriyle realite arasına ihtirasın perdesi iner; midesi bozuk adamın mantığı da bozuktur; korku nasıl safra ifrazını çoğaltıyorsa karaciğerin fena işlemesi de iradeyi gevşetir, zekâyı hırpalar, hareket ve düşünce hamlesini kırar. Yalnız beynimizle değil, topuğumuzla, diz kapağımızla, yüreğimizle, akciğerimizle, nefes borularımızla da düşünüyoruz. Beyin vücut makinesinin bir parçasıdır. Bu makine fena işlerse beyin nasıl iyi çalışabilir.