koca binaya değil de, duvardaki taşa takılıyor gözün;
hâlâ adımlarını sayarak yürüyorsun;
bir soruyu çözeyim derken, sayısız sorunun önüne atıyorsun kendini;
durduk yerde, bir ağacın gövdesiyle konuşuyorsun;
dünyayı almıyor bir türlü aklın ve ölüm hiç çıkmıyor aklından*
Kimseye yük olmayan bir cümle kurmak için beyhude arayıp durdum ağzımı.
Sonra tutup şu büyük gökkubbenin altında yalnızca suskunların anlaşmasına yarayan apayrı bir dili ezberledim.
Sustum ve
herkesle konuşmaya başladım...