Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Onu ruhsuz, duygusuz, aşktan sevgiden anlamayan bir duvar olarak gördüm. Bunları ona da söyledim. Şimdi bir duvarın konuşmasına şahit olmuş gibi şoktayım. Duvar konuştu.
"Birine aşık olduğumu anlamam... Aşık olmak anlaşılır bir durum değildir. Kimse kendi kendine durup da ben aşık oldum demez. Kimse aşık olduğunu fark edemez. Aşk gizli bir duygudur. İnsanı birden bire ele geçirir, saati umursamaz, tarihi umursamaz, mekanı umursamaz. Aşk birdenbire gelir, parmak uçlarından saç tellerine kadar bütün bedenine yerleşir. Bakışların değişir, sesin değişir, dokunuşların değişir. Hayatın değişir. Aşık insanın su içişi bile diğerlerinden farklıdır. Bardağı daha sıkı tutar artık, çünkü artık hayata bağlanması için, hayata sıkı sıkı tutunması için farklı bir sebebi vardır. Çünkü artık kalbi doludur. Çünkü artık su bardağının ellerinin arasından kayıp yere düşmesine, kırılıp paramparça olmasına izin veremez. Artık yemeğini yarıda bırakamaz, artık evden ayakkabılarının bağcıklarını çıkamaz. Artık her şeyi tam yapmak zorunda hisseder kendini. Bunları hisseder, çünkü onu motive eden bir duygu vardır. Onu sıcak tutan, üşümesine izin vermeyen bir duygu. Aşık olduğu insan onu elini dahi tutmadan ısıtıyordur. İçini ısıtıyordur... Buna rağmen, her şeye rağmen aşık olduğunu anlamaz. Bir insanın aşık olduğunu anlaması için tek yol birinin onu kolundan tutup 'sen aşık olmuşsun' demesidir. Ancak o an anlar. Durur böyle, birkaç saniye boş boş bakar. Ben harbiden aşık olmuşum der... Aşık olmak anlaşılmaz, aşık olmak fark edilir."