"Oldukları şey ile, kendilerini sandıkları şey arasındaki ışık yılları mesafeyi, ne okudukları, ne yazdıkları, ne yaşadıkları hiç bir şey kapatamıyordu. 'imge' ile 'aslı' arasındaki uçurumu, karşılığı olmayan bir megalomaninin yalanları ve düş kırıklıkları dolduruyordu."
"Herkes, herkesin pençelenebilecek yerini çok iyi biliyor. Bu yüzden herkes birbiriyle kılıçlı kalkanlı bir arkadaşlık kurmuş. Her dostluk bir cenge dönüşebiliyor... bütün dostluklar, birliktelikler, ilişkiler. Herkes istediği anda bir ötekinin hayatından çıkıp gidebilir. Hiç bir şey değişmez. Kimse kimsenin hayatında sarsıcı bir yer kaplamamış.
Böyle bir dünyada içtenlik, sayrılık yalnızca.
İğnelemeler, acıtmalar, incitmeler, taş atmalar, çamur sıçratmalar, boklamalar... Herkes birbirini yaralı seviyor. Yaralıyken seviyor."