Murat

Murat
Yazıların ‘tamamı’ şahsıma aittir.
Savaşları dindirecek kadar büyüleyici güzelliğin, Bir sus işareti gibi iner gökyüzüne. Silahlar utancından eğilir toprağa, Kurşunlar yolunu unutur yüzüne bakınca. Adın anıldığında sınırlar silinir, Haritalar kırışır, bayraklar anlamsızlaşır. Bir gülüşün, yıllardır süren öfkeyi Bir çocuğun uykusu kadar sessizleştirir. Gözlerinde barışın ilk sabahı var, Henüz kan görmemiş bir güneş gibi. Ellerin değse dünyaya, Tarih yeniden yazılırdı belki. Savaşları dindirecek kadar büyüleyici güzelliğin, Tahayyül edemeyecek kadar karıştırır aklı. Ve insanlık, seni gördüğü an anlardı: Güç, yıkmakta değil… Güzelliği görmekte saklı. ✍️ Murat
1000Kitap
Reklam
Düğümlenen boğaz, çıkmaya zorlanan cümleler ve bir öne iki geri adımlarım… Ben yutkunamadım bu hayatı yaşamak boğazımda kaldı. Böyle hayal etmemiştim büyümeyi. Don vurdu düşlerime, umut kursakta asılı. İçimde, büyümeye başkaldıran bir çocuk var. Dişlerinin arasında kaldım zamanın. Ne çiğniyor ne tükürebiliyor. Siliniyor heveslerimin izleri ruhumdan. “Yürürsem geçer.” diyorum; Unuturum acı hatıraları Belki geçer.. Belki çözülür ruhumun sargıları. ✍️ Murat
1000Kitap
Yiğitler hanım köylü olur
1000Kitap
Sen başını çevirip döndürdüğünde göğe Ben sana bakarım Kirpiklerin köprü olur gök ile Doldurma gözlerini ne olur Yıkık döküp harabe oluyor ruhum Gönlüm virane Gül de dinsin yağmur, çekilsin bulutlar Gül de güneşi selamlasın kuşlar En güzel şiirin en güzel dizesi gibi Öyle zarif uzanıyorsun çimlerde öyle nizami Seni çizmek isterdim tuvale Lakin seni yazmak düştü bahtıma şiir diye. Ve kelimeler yetmedi sana, Her hece biraz eksik kaldı. Adını koyamadım bu hâlin, Aşk desem dar, özlem desem azdı. Ben sustum, şiir tamamlandı. Ve aşk, yarım kaldı… ✍️ Murat
1000Kitap
Elimde kalanlardan ördüm bu şiiri.. İçimdeki çocuk, ayakkabısız hâlâ, büyüdü suskunluğum taşlara basa basa. Ümit ettim umudu. Yaşamak ciğerlerimde hâla. Ruhum açlıktan bir deri bir kemik, gecelerime kan ağladı sessizce; Duyulmak, ruhumda boş beşik. Acı en çok içerde bağırır. Sağır eder de ruhları, duymaz kimse. Güçlü göründüm dirayet dediler buna, bu sadece yıkılmayı ertelememdi oysa. Nöbet tutar benimle yıldızlar, gözlerim uykudan çok soruyla doluyken. Anlaşılmadım; anlaşılmamak, yatağında üşümektir. Sözlerim kapıda kaldı, Öyle çok çaldım ki kalbim içeri alınmadı. Ve öğrendim: kendi zihnimden kaçarak öldüm biraz. Zihnimin, ruhuma ettiği zulüm. Bir acı eskimedi bu dünyada bir de ölüm.
1000Kitap
Reklam