Murat

Murat
Yazıların ‘tamamı’ şahsıma aittir.
"Kendinden ödün veren gururunu, bir celladın insafına ipotek eder." Ve başlar çarşılarda o amansız lekelerin satışı, Kumaşlar kirlenir, dualar kirlenir, gökyüzü ufalır. Bir adam ki kendi toprağına yabancı basan ayaklar gibi, Eğilir, eğildikçe göğsündeki o eski mızrak kırılır. Biz ki çeliğin ve imanın koyu kıvamından gelmiştik, Şimdi hangi fiyata fit olduk bu rehin dükkânlarında? Bileklerimizde pranga yokken, ruhumuzu teslim ettik; Karanlık, bir urgan gibi dolanıyor nefesimizin hatlarında. Söyle ey kalbim, hangi meydanda unuttun o dik duruşu? Hangi panayırda harcadın heybendeki o ağır öfkeyi? Celladın satırı parıldarken güneşin altında, Boynunu uzatıp bir tebessüm beklemek... İşte budur insanın, kendi elleriyle kazdığı o derin kuyu. ✍️ Murat
1000Kitap
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Şiire ait bir kadın Kadına ait bir adam Adama ait bir sevda Aşkına sahip çıkmak haysiyetli adam işidir Lakin haysiyet dediğin, bıçak sırtı bir coğrafya. Yürürsün, ayaklarında paslı bir çivi, kalbinde eski bir töre. Kimse sormaz adama: "Bu yokuşu neden tırmandın?" Kimse bilmez, aşk, bir infazın başlangıcıdır bazen. İnsan, kendi uçurumuna kendi eliyle kurar darağacını. Bak, şafak söküyor yine, İstanbul'un sırtında bir yorgunluk. Sokaklar tenhalaşır, korkular billurlaşır. Bir adam, kendine dönen bir sürgün gibi bakıyor aynaya. Eğilse boynu, sevdası kanayacak.. Doğrulsa, göğü delen bir kederin tam ortasında kalacak. Eskidi dünya, kelimeler bile pas tuttu. Ama unutma, sevmek bir meydan okumadır çağa. Ve haysiyet, o meydanda dimdik durabilmektir. Bir kadının bakışında saklı olan o kadim yangını, kendi küllerinle yeniden tutuşturup yenilginin zırhını, zaferin gömleği gibi giyinmek! Zira, sadece kaybedenler bilir aşkın ağırlığını. Ve haysiyetli adam, o ağırlığı taşımak için ömür boyu, kendi gölgesini bile kendine düşman eder. Haysiyetli adam haysiyetli sever. Ve sevdası meze olmaz masalara. Lâldir aşkın dili, sırdır aşk Anlatılmaz masallarla. ✍️ Murat
1000Kitap
Sürgün Edilmiş Bir Ezelin Şafağı Yüzümde, vaktin pas tutmuş aynasından kalan bir keder, Bir ömür, göğüs kafesimde kaçak yaşayan bir kıyamet. Aşk, dediğin; çölün kumuna yazılmış bir hüküm giymiş harf, Hasret, o harfin içinde boğulan bir sessizliğin istikameti. Ufkuma serilen bu gökyüzü, yırtık bir kadife kumaş, Yıldızlar, uzak bir şehrin kör pencerelerinde sönen kandil. Özgürlük; prangasını kendi bileğine döven bir delinin azmi, Yoksa uçuruma kanat çırpan kuşun, göğe olan intikamı mı? Bak, zaman bir nehir değil artık; bir harabe sükûneti, Hatıralar, kabuk tutmuş yaramın altında saklı birer mahşer. Ben, kendi içimin sürgününde mülteci bir kelimeyim şimdi, Ve sen; varlığın kıyısında, ebediyete açılan o mağrur kale. Kıyamet yaklaştığında, dağlar bir yün yumağı gibi savrulurken, Gözlerinde sönen o son parıltıyı mühürleyip saklayacağım. Çünkü aşk, enkazın altında kalan bir ruhun, Yeniden dirilmek için seçtiği o en zor, o en sessiz yoldur ✍️ Murat
Edebiyat
İsmini anmak; bir hükmün infazı gibi çöküyor üzerime. Kelimeler, bir devletin sarsılmaz sınırları kadar yalın, Bir kurşunun namludan çıkışı kadar sade, Ve o kadar samimi ki; insana ancak kendi celladı söyletir bu ismi. Vatan, diyorlar; evet, ismin öyle bir yer tutuyor ki göğsümde Ayaklarımın feri kesiliyor, eşikte duruyorum. Hangi sayı hangi sayıdan sonra gelir, unutuyorum. Ben, kendi içimde bir devlet kuruyorum: Sınırları sen, halkı yine sen, anayasası benim sana olan suskunluğum. ✍️ Murat
1000Kitap
Çok sevdiğin bir kitabın son satırları gibiydi sana veda etmek. Bitsin istemiyorsun, kapağı kapatmak istemiyorsun. Her şeyi unutup en başına dönmek; o heyecanları tekrar tekrar yaşamak, ağlamak, merak etmek, özlemek, mutlu olmak istiyorsun. Bitirmek istemediğinden, kendi kendini kandırarak, anladığın hâlde başına dönüyorsun cümlenin. Hoşuna giden yeri tekrar tekrar okuyorsun. Devam etmek, sona gelmek istemediğinden; bozuk bir saatin ileri gitme çabası gibi iki geri bir ileri yavaşlatıyorsun kendini. Takılı kalıyorsun. Biliyorsun, kapağı kapattığın an inanılmaz bir basınç hissedeceksin göğüs kafesinde. Cesaret edemiyorsun ama önüne de geçemiyorsun. Ruhumu dansa kaldıran kadın, Hangi şiir dengindir senin? Sığmaz hiçbir dizeye adın... ✍️ Murat
Edebiyat