Diyarın birinde göğsü kınalı bir serçe yaşarmış.
Ne zaman gök gürlese yere yatar ve ayaklarını gökyüzüne doğru kaldırırmış.Bir değil, iki değil, üç değil…
Bir gün göğsü kınalı serçeye, ‘Neden böyle yaparsın?’ diye sormuşlar. Demiş ki kınalı serçe,
‘Gök gürlüyor, olur da gök yıkılıverirse ayaklarımla dayanak olayım,tutayım, yıkılmasın diye kaldırırım ayaklarımı…’
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“O an anladım durmadan çalışan, işini hakkıyla yapmaya gayret eden herkesin neden kınalı serçe olduğunu. O an anladım bundan böyle benim de kınalı serçe olduğumu…”
Türkiye’de zaman zaman öğretmenlere yönelik çok negatif kampanyalar yürütülüyor. Örneğin yaz tatilleri uzun diye öğretmenler tembellikle suçlanıyor ve maaşları bu nedenle düşük tutuluyor. Eğitim, bir toplumsal kalkınma meselesidir. Toplumun gelişmesi için öğretmenlerin güçlendirilmesi şarttır. Bunun için de öğretmenlik mesleğinin prestijini yükseltmemiz gerekiyor. Tıpkı dünyanın en başarılı eğitim sistemlerinde olduğu gibi, biz de öğretmenlik mesleğinin tıpkı tıp doktorluğu, avukatlık gibi profesyonel bir konuma yükseltilmesi ve ekonomik olarak da aynı yerde değerlendirilmesi lazım. Çocuklarımızı teslim ettiğimiz öğretmenlerin ekonomik ve sosyal anlamda desteklenmesi, eğitim kalitesinin yükseltilmesi için çok önemli bir adım ve bu noktada bize de toplumsal bir sorumluluk düşüyor. Çünkü iyi bir eğitim, ancak öğretmenlerin güçlü olduğu bir sistemle mümkündür.