Sen işine âşıksın.Tanrı yardımcın olsun,seviyorsun yaptığın işi.İşte bu,senin üzerinde bir lanet.Alnındaki o damgayı herkes görebiliyor.Sokaktaki insanlara hiç bakıyor musun?Korkmuyor musun onlardan?Onların özü,işini seven insana duydukları nefretten ibaret.Tek korktukları tip o.
İşte Hayatın Kaynağı’nın kalıcı cazibesinin ana nedenlerinden biri budur. O, gençlik ruhunun bir onaylanmasıdır, insanın görkemini haykırmaktadır, ne çok şeyin mümkün olduğunu göstermektedir.
Her gelen nesilde insanın gerçek büyüklüğünü kavrayan ve ona ulaşanların sayısının pek az olmasının önemi yoktur; geri kalanların buna ihanet edecek olmasının da önemi yoktur. Dünyayı ileriye götürenler ve hayata anlam katanlar, o az sayıda kişidir ve ben de her zaman o az sayıda kişiye seslenmeye çalışmışımdır. Ötekiler beni hiç ilgilendirmez; ihanet ettikleri ne ben, ne de Hayatın Kaynağı’dır, onlar kendi ruhlarına ihanet etmektedirler.