Özellikle milli mücadele Istanbul' unu merak edenler için donemın atmosferını cok ıyı yansıtan bır calısma... Gençliği savas meydanlarında, Makedonya dağlarında eşkıya takibinde geçen Binbaşı Ahmet Muhtar, mütareke neticesinde vatanın işgaliyle birlikte derin bir ümitsizliğe sürüklenir, inandığı uğrunda mücadele ettiği değerleri sorgulamaya baslar. Özellikle bu felaketin müsebbibi olarak gördüğü ittihatcilara fazlasıyla kızgındir. Bu psikoloji bir de mütareke koşullarının dayattığı ekonomik buhranla birleşir ve Ahmet Muhtar kendisini olmayacak bir maceranın içinde bulur. Kitabin sonunda ise okuru bir sürpriz beklemektedir.
Yakup Kadri bu eserinde Milli Mucadele yıllarına ilişkin kişisel tanıklıklarını aktarıyor. Yazar işgallerin basladıgı süreçte tedavi amacı ile Avrupa'dadır. Mondros sonrası başlayan işgallerin çesitli sebeplerle Avrupa'da bulunan Osmanlı aydınları üzerindeki etkilerini anlattıktan sonra İSTANBUL'A döner ve işgal İstanbuluna dair psiko-sosyal gözlemlerini paylaşır. Kısa sürede Ankara'da olmanın yollarını arayan yazar daha sonra Ankara'ya geçer ve direniş merkezinin genel bir resminı coşkun bir uslupla paylaşır. Bütün bu anlatılar muhalif-muvafık kesimlerin arkaplanına iliskin detaylar içermektedir. Eser İzmir'in kurtuluşu ve yazarın genel degerlendirmleri ile son bulmaktadır.