Çok değil yirmi yıl öncesine kadar fotoğraf kareleri ne kadar da değerliydi... Zor edinilirdi, az olduğu için de geçen zamanın bir kesiti olarak sık sık karşımıza çıkardı.
Bu kitap da fotoğrafın nadir bulunduğu 20.yy başlarındaki bir hikayeyi ve onun kahramanlarını anlatıyor. Mithat Cemal'in evinde çekilen bu fotoğrafta Akif, Hamid, Cenap gibi devrin mühim edebiyat üstadları var.
Kitabın girişindeki altı sayfalık kronoloji oldukça doyurucu. 1920'lerin atmosferi, edebiyat ve matbuat alemindeki kimi polemikler ve elbette fotoğraftaki kişilerin hayat çizgileri, savrulmaları, cumhuriyetle değişen Türkiye'ye uyum çabaları Ayvazoğlu'nun eşi bulunmaz üslubu ve kuyumcu titizliğindeki çalışkanlığıyla ustaca yansıtılmış.
"Kara Gün" dostu ve Malta sürgünü Süleyman Nazif, yeni rejimle yıldızı barışmadığından fakirlik içinde ölürken, Milli Mücadeleyi Avrupa'dan izlemeyi tercih eden saraylı Abdülhak Hamid, milletvekili olup refah içinde yaşamaya devam ediyor. İstiklal'in büyük şairi Akif ise emekli maaşı bile alamadan polis takibinde yaşamaya dayanamayıp Türkiye'yi terk ediyor.
Kitabın sonunda ise maceralarını okuduğumuz foto sakinleri tek tek ölüyor ve geriye şahitlik ettiğimiz hayatlar için muhterem yazara teşekkür etmek kalıyor.