• Özledim diyebiliyorum ya, yeter bana. Evet Ö Z L E D İM SENİ. Hastalıklar, musibetler, uzak kalsınlar
    sana. Yerine, ne çekeceksen ben çekeyim . Yerine,
    ne belâ bulacaksa beni bulsun. Kadalar beni alsın.
    Kurban başan. Başan dönüm . Kadan alım. Cümle
    dünyalıkları senin ayağının dim ağına kurban ede-
    rem. Bir havan, bir tutumun var ki âb-ı hayata bile
    değişmem. Yiğit, rahat, dobrasın. Beni hiç kırmadın. Umut, yaşama sebebi, zulme dayatma yetisi oldun bana. SENSİZ EDEMEM. Bunu bir eksiklik sayanlar olabilir. Takmam kimseyi. Sensiz edemiyorsam bu bana ancak yücelik, haysiyet verir. Dünyaya geldiğime pişman değilem! Seni tanıdım çünkü. İnsanların yarıdan çoğunun beyinleri, oraları çalınmışsa dünyamız
    -o güzelim aklımıza zarar- puştluklarla doluysa, koymaz bu bana. Çünkü sen varsın. Sen tek başına, cihanın bütün haksız, canavarca düzenine karşı beni ayakta tutabiliyorsun. Benim soyumdan insanların yaşadığı müddetçe, Kenya’dan Kamçatka’ya sen yaşanacaksın. Bana senin adım ölmezleştirmek düşer. İşim bu benim. Sense ölmezliğe bile gülümseyecek kadar benzersiz ve
    yücesin. Canının her milimetre karesine varıncaya, bir canlı imgeni gökyüzlerinde gezdirmek geçer içimden, Ulan dünya insanları, ulan ibneler, bakın işte bu Leylâdır!) diye bağırırdım hem. Otuz yaşında böyle çocuksu düşler kurmamı yadırgama. Oğlunum ya! Sahi oğlun olsaydım bir düşün! Sözü hoş gelir sana ama beni doğurduğuna pişman olurdun o da başka! “ İtlere
    köpeklere ana olaydım. Seni doğuracağıma bir batman taş doğuraydım da her gün sırtımda taşıyaydım” diye ilenir bizim buralığın anaları. Sen ne derdin kim bilir? Bir ayağı karakolda bir ayağı mapuslarda bir oğlan. Tembel hem de. Serseri hem de. İşi gücü sevmek, yanmak ve yanmak. Ama ben gene seni sevecektim, gene sana yanacaktım. Her ne hal ise neyin dersen oyum.
    Oğlum de, delim de, divanem de. “ Höst oradan!” de, de oğlu de.
  • Muddessir suresinin ilk ayetlerinde, (..) bir bireyin toplum içinde aktif bir özneye nasıl dönüştürülebileceğinin de altın kurallarını vermektedir: (..)
    5.Sabırlı ol
    (Hak bildiğiniz konuda direnin; bela ve musibetler karşısında yıkılmayın, onlara göğüs gerin ve direnç geliştirin/sabredin)!
  • ve artık hükmü kalmayacak ölümün.
    rüzgârdaki adam ve batı mehtabıyla birleşip
    yekvücûd olacak çırılçıplak ölü adamlar;
    ve tertemiz ayıklandığında beyaz kemikleri
    ve sonra o temiz kemikler de kaybolduğunda,
    yıldızlar belirecek dirsek ve ayaklarında;
    delirseler bile akılları başlarında olacak,
    denizin en dibine batsalar da çıkacaklar yüzeye;
    sevgililer yitip gitse de asla ölmeyecek aşkları;
    ve artık hükmü kalmayacak ölümün.

    ve artık hükmü kalmayacak ölümün.
    denizden kefenleri altında ölüler,
    rüzgâr olmaksızın öylece yatacaklar;
    gerilen kasları kopana dek darağacında,
    kayışla bağlanmış olsalar da çözülmeyecekler;
    ikiye ayrılacak ellerindeki sadakat,
    ve tek boynuzlu musibetler bütün gücüyle çekip,
    çatlatamadıkları her ucu kopartacaklar;
    ve artık hükmü kalmayacak ölümün.

    ve artık hükmü kalmayacak ölümün.
    martılar haykıramayacak kulaklarında,
    ve dalgaların vurup patlamadığı kıyıda;
    tomurcukların fışkırıp çiçeklenemediği,
    ve fırtınaya başkaldıramadığı yerde,
    tırnaklar kadar deli ve ölü olduğu halde;
    başları papatyalar arasında çekiçlenecek,
    ve güneşte kırılacak gün batımına kadar;
    ve artık hükmü kalmayacak ölümün
  • Ne kadar kitabın başlarında sıkıntıdan patlasam da kötü diyemeyeceğim bu kitaba.Çünkü güzel betimlemeler ve Zweig'in adı kitabı bir derece daha yükseltiyor gözümde.Başına sürekli musibetler gelen bir halkın,bir şamdanın peşinden sürüklenişi anlatılıyor kitapta.Bu halkın içinden biri olan Benjamin'in tek amacı da bu şamdanı halkına bahşetmek,az çile çekmiyor bu konuda.Neyse alıştığınız o Stefan Zweig tarzını bulamıyorsunuz kitapta ama yine de okumaya değer.
  • Bilmelisin ki,
    Allah cc, eşyalar arası ilişki ve bağ ile Alem i yaratmıştır.
    Hayatta boşluk yoktur. Tüm bağlar, kaynaşma içindedir.
    ( Bağların kaynaşmanın özünde Allah- Kul ilişkisi esastır.
    ve bu ilişkinin tecellisi, ilahi sıfatların kulda ahlak haline dönüşmesidir.)
    Bir bağ zayıflarsa o bağın zayıflığı
    başka bağın güçlendirilmesi ile telafi edilir.
    Bağların zayıflığı, adaletsizlik ve haksızlıkile kendini gösterir.
    Buna sebeb olanların hesabı çetindir.
    Kimse, kimseyi düşkün yapma hakkına sahip değildir.
    Tüm düşkünlerin koruyucusu Allah ' (cc) tır.
    Başa gelen musibetler ise, imtihan gereğidir.
    her fert, durduğu yerden
    neyi nerede ne zaman nasıl ve en önemlisi
    niçin yaptığına dikkat etmelidir.
    en üst noktada " diri diri gömülen kıza sorulduğunda "
    ayeti tüyleri diken diken etmelidir.
    Allah cc asla şaka yapmamaktadır.

    İslam günlükleri,