Bir yazar kendi yapıtı üstüne yorum yapmamalıdır, yoksa bir roman yazmamış olur, çünkü roman yorumlar üreten bir makinedir. Ama bu erdemli amacın gerçekleştirilmesinde başlıca engellerden biri, bir romanın bir adı
olması gerektiği olgusudur.
"Çünkü parmaklarında kara lekelerle ölenlerin hepsi de Yunanca biliyor. Öyleyse, bundan sonraki ölünün, Yunanca bilenlerden biri olmasını beklemek hiç de yanlış olmaz. Ben dahil. Sen kurtardın."
"Lyon’da, Dorniniken manastırında, kardinalleri, güvenliklerini sağlayacağına ve onları tutuklatmayacağına, ant içerek, papa seçmek üzere yeniden toplar. Ama bir kez onun yetkesine boyun eğince, onları yalnız kilit altında tutmakla kalmaz (çünkü töre böyledir), bir karara varıncaya dek her gün yiyeceklerini azaltır. Sonunda her biri, onun taht üzerindeki hak iddiasını desteklemeye söz verir. Tahta çıkınca da, iki yıl tutuklu kalmaktan bitkin düşen kardinaller, yaşam boyu hapiste kalarak kötü yiyecekler yemekten korkan bu oburlar her şeye razı olurlar ve Petrus’un tahtına yetmişini aşmış olan o cüceyi oturturlar...”